HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖREV

Ä°lgili resimİkame edilecek bir davada, en önemli hususlardan biri taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu davanın hangi mahkemede açılacağıdır. Bir başka deyişle, açılacak olan davanın ne tür bir mahkemede görülmesi gerektiği taraflar arasında ihtilaf doğuran konuyla ilişkilidir.

Hukuk mahkemelerinin görevi hususu, esas olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğu için mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenebilir. Bu bakımdan taraflara hiçbir şekilde sözleşme ile görev konusunu belirleme yetkisi verilmemiştir. Buradan da açıkça anlaşılabilmektedir ki, taraflar sözleşme ile aralarında çıkacak muhtelif ihtilaflara yönelik olarak görevli mahkemeyi belirlemiş olsalar bile, söz konusu sözleşme maddesi hiçbir şekilde hüküm doğurmayacaktır. (Bkz: İlgili yazımız…)

Hukuk mahkemeleri; genel ve özel mahkemeler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Genel mahkemeler de kendi içinde Asliye Hukuk Mahkemesi ve Sulh Hukuk Mahkemesi olarak ikiye ayrılmaktadır. Söz konusu mahkemelerin dışında kalan diğer mahkemeler ise özel mahkemelerdir. Özel mahkemeler, genel mahkemelerden farklı olarak belirli alandaki davalara bakmakla görevli olan mahkemelerdir. Özel mahkemelere Asliye Ticaret Mahkemeleri, Aile Mahkemeleri, Kadastro Mahkemeleri, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri, Tüketici Mahkemeleri örnek olarak verilebilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile artık dava konusunun değer ve miktarının, hangi mahkemenin görevli olacağı hususunda belirleyici nitelik taşımadığını öncelikle belirtelim. Bir başka anlatımla, dava konusunun değer ve miktarının 1.000,00 TL veya 100.000,00 TL olması görevli mahkemenin belirlenmesinde önem arz etmeyecek; bu konuda tek belirleyici kriter dava konusu uyuşmazlığın niteliği olacaktır.

Hukuk Mahkemelerinde görev hususu, dava şartlarındandır. Mahkeme önüne gelen bir davada, kendisinin görevli olup olmadığını, diğer dava şartlarıyla birlikte öncelikle inceleyecektir. Mahkeme, söz konusu incelemeyi davanın her aşamasında yapabilecektir fakat öncelikle araştırıp görevli ya da görevsiz olduğu hususunu karara bağlaması davanın seyri ve usul ekonomisi açısından yerinde olacaktır. Zira görev, usule ilişkin bir konudur. Mahkemenin usule yönelik eksik veya yanlışlıkları tamamlamadan esasa geçmesi doğru bir hareket olmayacaktır. Davanın görevsiz mahkemede açıldığına dair itirazı davalı taraf da her zaman ileri sürebilecektir.

Mahkeme davanın yanlış mahkemede açıldığını bir başka anlatımla kendisinin görevli olmadığını tespit ederse; mahkemelerinin görevsiz olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verecektir. Görevsizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, söz konusu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkeme tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir.

                                                                                                                      Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir