ÇOCUĞUN İSMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ YA DA ÇOCUĞA İSİM EKLETİLMESİ DAVASI

Türk Medeni Kanunu (“TMK”) madde 27/I “Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir.” hükmünü amir olup çocuğun isminin değiştirilebilmesi için de maddede de belirtildiği gibi haklı sebeplerin varlığı aranır. Eğer haklı bir sebep varsa ve evlilik birliği devam ediyorsa velayet hem anne hem de babada olacağı için çocuğun isminin değiştirilmesi için anne ve baba birlikte dava açmalıdırlar. Eğer anne ve baba boşanmış ise çocuğun velayet hakkına sahip olan taraf davayı açabilmektedir. Dava Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılacaktır.

Anne ve babanın isim konusunda anlaşamaması dolayısıyla ortaya çıkan uyuşmazlıklar da günümüzde yaygınlaşmıştır. Annesinden habersiz babanın gidip bebeğe kendi istediği ismi ekletmesi, anne babanın isim konusunda anlaşamaması ve bir tarafın gidip kendi istediği ismi bebeğin nüfusuna eklettirmesi gibi durumlar örnek olarak verilebilir. Bu gibi durumlarda ortaya bir çekişme çıkmaktadır. Bebeğin velayeti hem annede hem de babadadır ancak bir taraf isim ekletmek/değiştirmek istemiyordur; diğer taraf ise çocuğa isim ekletmek ya da çocuğun isminin değiştirilmesini istiyordur. TMK madde 195’te “Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.” demek suretiyle madde metninde bu gibi durumlarda son olarak, takdir yetkisinin hakimde olduğu belirtilmiştir.

Bahsettiğimiz gibi çekişmelerin mevcut olduğu davalar profesyonellik isteyen davalardır. Bir avukat desteği ile süreç iyi bir şekilde yönetilmeli ve sonuca ulaşılmalıdır. Zira davanın reddi gibi durumlarda ikinci kez aynı sebeple isim ekletme/değiştirme davası açılamayacağından hak kayıplarına neden olunabilecektir. (İletişim formu için lütfen tıklayınız.)

Bahsettiğimiz durumlar hakkında emsal bir karar sizlere sunmak isteriz.

“Davacı baba, 21.09.2016 tarihinde doğan ortak çocuğa davalı annenin kendisine haber vermeksizin … adını koyduğunu, ortak çocuğun adına anne ve babanın uzlaşması ile karar verilebileceğini belirterek, Türk Medeni Kanununun 195. maddesine göre hakimin bu konuda müdahalesini talep ve dava etmiş, mahkemece; 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun ilgili maddesine göre doğum bildiriminin anne tarafından yapılabileceği ve annenin ortak çocuğa tek başına ad koymasında yasal bir engel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Taraflara ait nüfus kaydı kapsamından; tarafların 13.09.2014 tarihinde evlendikleri, ortak çocuğun 21.09.2016 tarihinde doğduğu ve davalı annenin 28.09.2016 tarihinde nüfus müdürlüğüne başvurusu ile çocuğun adının … olarak nüfusa tescil edildiği anlaşılmaktadır.Çocuğun adını ana ve babası koyar (TMK m. 339/5). Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır;onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır (TMK m. 195). Doğum bildirimi; veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması hâlinde çocuğun büyükana, büyükbaba veya ergin kardeşleri, yada çocuğu yanında bulunduranlar tarafından yapılır (5490 S.k m. 15/5).Mahkemenin gerekçesine esas aldığı Nüfus Hizmetleri Kanununda çocuğun adının konulmasına ilişkin bir düzenleme olmayıp, Kanunun 15/5. maddesinde doğum olayının bildirilmesi düzenlenmektedir. Yasal gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; çocuğu diğer kişilerden ayıran onun kişi olarak ifade edilmesini sağlayan, aynı ailedeki kişileri birbirinden ayırt etmeye yarayan bir kavram olan çocuğun adını ana ve babası birlikte koyarlar. Ancak, ana ve babanın, velayet hakkının kapsamı içerisinde yer alan çocuğun adı konusunda anlaşmazlığa düşmeleri halinde, ana ve baba ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. O halde; mahkemece tarafların gösterdikleri deliller usulüne uygun şekilde toplanıp taleple ilgili olarak, Türk Medeni Kanunu’nun 195. maddesinde gösterilen usul çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/26017 E., 2017/14036 K.)

Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir