DERNEĞİN SONA ERMESİ

Derneğin sona ermesi, çeşitli sebep ve yollarla gerçekleşebilmektedir. Bu yollar:

(i)derneğin kendiliğinden sona ermesi,

(ii) derneğin mahkeme kararıyla feshedilmesi,

(iii)derneğin kendini feshetmesi

şeklinde sıralanabilir.

Türk Medeni Kanunu (“TMK”) m.87, “Dernekler, aşağıdaki hâllerde kendiliğinden sona erer: 1. Amacın gerçekleşmesi, gerçekleşmesinin olanaksız hâle gelmesi veya sürenin sona ermesi, 2. İlk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu organların oluşturulmamış olması, 3. Borç ödemede acze düşmüş olması, 4. Tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hâle gelmesi, 5. Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması.” hükmüyle derneğin kendiliğinden sona erme sebeplerini belirtmiştir. Madde metninde belirtilen sebeplerden birinin gerçekleşmesi halinde dernek, başka bir işleme gerek kalmadan sona ermektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki; ilgili kişiler, derneğin sona erdiğinin tespiti için her zaman yetkili ve görevli mahkemeden talepte bulunabilir. Örnek oluşturması adına, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin bir kararını alıntılamaktayız; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 19.09.2009 T., 2009/3512 E., 2009/3725 K.; “… Davacı İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü 13.05. 2008 tarihli dava dilekçesinde davalı derneğin 1938 yılında kurulduğu, 10.05.2004 tarihinde olağan genel kurul toplantısını yaptığı o tarihten beri faaliyetinin olmadığı, acze düştüğünün tespit edildiği(ni) ileri sürerek TMK’nın 87. maddesine göre kendiliğinden dağıldığının tespitini talep etmiştir. Mahkemece toplanan deliller arasında davalı derneğin 29.04.2006 tarihinde tüzük değişikliğini içeren olağan genel kurul toplantısının yapıldığı ve bunun Dernekler Müdürlüğü tarafından tasdik edildiği, 20.03.2009 tarihli Dernekler Müdürlüğü cevabi yazısında ise derneğin 34016/078 kütük sırayla kayıtlı ve halen faaliyet gösterdiği belirtilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 18.03.2009 tarihli yazısında davalı derneğin 2.444,00.-TL. vergi borcunun olduğu ifade edilmiştir… Ne var ki, bir derneğin TMK’nın 87/3 maddesindeki “Borç ödemede acze düşmüş olması” halinin iyi anlaşılabilmesi için “Aciz hali” kavramının bilinmesi gerekir. Doktrinde “Aciz hali, borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle derhal ödemesi gereken para borçları konusundaki sürekli istikrarsızlığıdır. (Bilge Umar; Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt 1 Sayı: 1-2004 S: 320) biçiminde tanımlanmıştır. Aciz halinden söz edilebilmesi için bu alacağın tahsili yönünde yürütülmüş yasal takiplerin (icra takibi v.s.) sonuçsuz kalması gerekmektedir. Dosya içeriğine göre davalı derneğe karşı girişilmiş icra talibinin varlığı söz konusu değildir. Derneğin 2.444,00.-TL. borcunun olması onun acze düştüğü anlamına gelmez…” şeklinde hüküm kurmuştur.

Diğer bir sona erme yolu olan derneğin kendini feshetmesi, genel kurul kararıyla dernek tüzüğünde bulunan hükümlere göre uygulama bulmaktadır. Tüzükte bulunmayan bir hüküm veya başka bir organ yoluyla derneğin kendini feshetmesi mümkün değildir. Ayrıca belirtmek gerekir ki; bu kararın alınabilmesi için toplantı ve karar yeter sayıları, TMK hükümlerinde belirlendiği şekilde gerçekleşmelidir. Bu sayılar, dernek tüzüğünde daha da arttırılabilir. Sonra erme şeklinde sonuçlanan karar, mahallin en büyük mülki amirliğine bildirilmek zorundadır. 

Derneğin mahkeme kararıyla kapatılması için, öncelikle kapatılma sebebinin kanunda öngörülmesi gerekmektedir. Talep olsa bile ileri sürülen sebep, kanunda özellikle belirtilmemişse; mahkeme fesih kararı veremez. Amacı ahlaka ve kanuna aykırı hale gelen, kuruluş aşamasında tespit edilen kanuna aykırılık ve eksiklik hallerini gidermeyen dernekler; talep üzerine mahkeme kararıyla sona ermektedir. Derneğin kapatılması ile ilgili yargılamada hakim, her aşamada derneğin faaliyetlerinin durdurulmasına karar verebilir.

Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir