Evlilik birliği içinde eşlerin söz ve davranışlarının birliğin devamını sağlamaya ve hatta güçlendirmeye yönelik olması beklenirken, bu yazımızda değineceğimiz üzere eşlerden birinin alkol kullanımı bazı hallerde boşanma sebebi bile olabilmektedir.
Doğallıkla eşlerin birlikte içki içmelerinde bir sorun yoktur. Eşlerden birinin tek başına makul şekilde ve miktarda alkol tüketmesinde de bir problem olamaz. Ne zaman ki alkol alımı fiziksel, cinsel ya da ruhsal şiddete yönelik bir tetikleyici olursa; o vakit bu durum hukuken bir sorun teşkil etmeye başlar. Şiddetin herhangi bir türünün alınan içki sebebiyle ortaya çıkması müşterek yaşamın devamını imkansız kılabilir.
Alkol kullanımı neticesinde beliren şiddetin diğer eşe ya da müşterek çocuklara yönelmesi fark etmeyeceği gibi alkol kullanıp kendine zarar veren ve bu şekilde etrafa tehdit ve korku salan ya da aile huzurunu bozan bir eşin durumu da evliliğin temelinden sarsılmasına sebep olacaktır.
Tek başına içki kullanmak aynı zamanda sosyal şiddet içeren bir harekettir, boşanma davasında sebep olarak kullanılabilir.
Alkol kullanımında çocuğun teşvik edilmesi ya da alkolü özendirici şekilde sunmak da yine sosyal şiddet kapsamında kalmaktadır. Aşağıda konuya değin bir Yargıtay kararı paylaşmaktayız: “davalı kocanın eve genellikle alkollü vaziyette ve geç saatte gelip erken saatte çıktığı, evlilik birliğinin gerektirdiği görevlerini yerine getirmediği, müşterek çocuk Ahmet Can yanında onun özenmesine yol açar şekilde alkollü içki içtiği, davacı görevi gereği işyeri nöbetindeyken müşterek çocukla ilgilenmediği ve tarafların birbirine hakaret ettikleri anlaşılmaktadır.Bu halde taraflar arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir.” (Y2HD, 27.01.2011, E.2010/65, K.2011/1518)
Hukuk Desteği