Borçlunun tescil hakkı bir sözleşmeye dayanıyorsa, öncelikle sözleşmede belirlenen devir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılır. Taşınmazın devri inşaatın tamamlanmasına, yapı kullanma izin belgesinin alınmasına, eksik işlerin giderilmesine veya başka bir edimin yerine getirilmesine bağlanmış olabilir. Borçlu bu yükümlülükleri yerine getirmemişse henüz tescil hakkı doğmamış olabilir. Alacaklı da borçlunun sahip olduğundan daha geniş bir hak kullanamayacağı için […]
Kategori: İcra ve İflas Hukuku
İCRA ve İFLAS KANUNU MADDE 94 İKİNCİ FIKRA UYGULAMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER (I)
Borçlu hakkında yürütülen icra takibinde, borçlunun başka bir hukuki sebeple kazandığı ancak henüz tapuda veya gemi sicilinde kendi adına tescil ettirmediği mülkiyet ve diğer ayni haklarla karşılaşılabilir. Bu haklar sicilde borçlu adına kayıtlı görünmediği için doğrudan haczedilmesi ve satışa çıkarılması mümkün olmayabilir. İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 94. maddesinin ikinci fıkrası, bu durumda alacaklıya söz […]
İFLASTAN ÖNCE YAPILAN MAL KAÇIRMA İŞLEMLERİ NASIL İPTAL EDİLİR?
Ticari hayatta borçluların ödeme güçlüğüne düştüğü dönemlerde, malvarlığındaki taşınmazları veya değerli malları üçüncü kişilere devrettiği görülebilmektedir. Özellikle borçlunun iflastan kısa süre önce taşınmazını eşine, kardeşine, akrabasına, ortağına veya yakın ilişki içinde bulunduğu kişilere devretmesi halinde, alacaklılar bakımından ciddi hak kayıpları doğabilmektedir. Ancak borçlunun malını devretmiş olması, alacaklıların artık bu mala hiçbir şekilde ulaşamayacağı anlamına gelmemektedir. […]
ŞİRKET KENDİ İFLASINI İSTEYEBİLİR Mİ?
Ticari hayatta şirketlerin her zaman düzenli şekilde borç ödeyebilmesi mümkün olmayabilir. Piyasa şartlarının bozulması, tahsilatların gecikmesi veya şirket aktiflerinin borçları karşılamaya yetmemesi halinde, şirket yalnızca alacaklıların icra takibi başlatmasını beklemek zorunda değildir. Şartları varsa, şirketin kendisi de mahkemeye başvurarak iflasını isteyebilir. Uygulamada “Borçlunun Müracaatıyla Doğrudan Doğruya İflas” olarak ifade edilen bu yol, şirketin artık borçlarını […]
İCRA DOSYASINA SUNULAN SÖZLEŞMELERİN DAMGA VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ
İcra takiplerinde dosyaya dayanak olarak sunulan yazılı sözleşmeler, yalnızca alacağın varlığını veya takibin hukuki sebebini gösteren belgeler olarak görülmemektedir. Bu belgeler, aynı zamanda 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu bakımından damga vergisine tabi “kâğıt” niteliği taşıyabildiğinden, icra dosyasına ibraz edilmeleri damga vergisi yönünden ayrıca değerlendirme yapılmasına engel teşkil etmemektedir. Bu nedenle yazılı kira sözleşmesinin icra dosyasına […]
REDDİYAT MAKBUZU NEDİR?
Uygulamada ve özellikle UYAP ekranlarında görülen “reddiyat makbuzu” ibaresi, kelime olarak “ret” çağrışımı yaptığı için zaman zaman yanlış anlaşılmakta ve ilgililerde “talebim reddedildi” ya da “dosyada aleyhe bir karar verildi” şeklinde hatalı bir izlenim doğurabilmektedir. Oysa reddiyat makbuzu, kural olarak uyuşmazlığın esasına ilişkin bir ret hükmünü veya olumsuz bir yargısal değerlendirmeyi ifade eden bir belge […]
7499 SAYILI KANUN İLE GELEN DEĞİŞİKLİKLER-I-
Kamuoyunda 8. yargı paketi olarak bilinen 7499 sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 2 Mart 2024 tarihinde kabul edilmiş ve 12 Mart 2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu ve bundan sonraki yazılarımızda söz konusu Kanun ile gelen değişiklikler incelenecektir;1) 7499 Sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca İcra ve İflas […]