Evlilik hazırlığı yapan bir işçinin düğün salonu, gelinlik, davetiye ve organizasyon işlemlerinin yanında çalışma hayatına ilişkin haklarını da bilmesi önem taşımaktadır. Uygulamada evlilik izninin kaç gün olduğu, iznin düğün tarihinde mi yoksa resmi nikah tarihinde mi kullanılacağı, işverenin izin vermeme hakkının bulunup bulunmadığı ve evlilik nedeniyle işten ayrılan işçinin kıdem tazminatı alıp alamayacağı sıklıkla sorulmaktadır. […]
EVLİLİK HAZIRLIĞINDA HAKLARINIZI BİLİYOR MUSUNUZ?
Evlilik hazırlığı, yalnızca nikah işlemleri ve düğün organizasyonundan ibaret olmayan, çok sayıda sözleşmenin kurulduğu ve farklı hukuki ilişkilerin ortaya çıktığı komplike bir süreçtir. Düğün salonu, organizasyon şirketi, gelinlik firması, kuaför, fotoğrafçı, pastane, catering şirketi, otel ve tur işletmeleriyle kurulan ilişkilerde tarafların hak ve yükümlülüklerinin önceden bilinmesi, sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Uygulamada […]
TİCARİ UYUŞMAZLIKLARDA DAVA ŞARTI ARABULUCULUK SÜRESİ VE İKİ HAFTALIK EK SÜRE
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca, Türk Ticaret Kanunu’nun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda ticari dava olarak belirtilen uyuşmazlıklardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu kapsamda tarafların tacir olması tek başına yeterli olmayıp, uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde […]
İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME
İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın hükümden düşürülmesi ve duran takibin devamının sağlanması amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca açılan davadır. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak alacağının varlığını ispat etmeyi, borçlunun itirazının iptalini ve takibin devamını talep edebilir. İtirazın iptali davası icra mahkemesinde değil, takip konusu […]
İFLASTAN ÖNCE YAPILAN MAL KAÇIRMA İŞLEMLERİ NASIL İPTAL EDİLİR?
Ticari hayatta borçluların ödeme güçlüğüne düştüğü dönemlerde, malvarlığındaki taşınmazları veya değerli malları üçüncü kişilere devrettiği görülebilmektedir. Özellikle borçlunun iflastan kısa süre önce taşınmazını eşine, kardeşine, akrabasına, ortağına veya yakın ilişki içinde bulunduğu kişilere devretmesi halinde, alacaklılar bakımından ciddi hak kayıpları doğabilmektedir. Ancak borçlunun malını devretmiş olması, alacaklıların artık bu mala hiçbir şekilde ulaşamayacağı anlamına gelmemektedir. […]
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KURUMUNA İLİŞKİN YENİ DÜZENLEME
12. Yargı Paketi kapsamında ceza muhakemesi alanında öne çıkan düzenlemelerden biri, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkindir. Teklif ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerinin yeniden düzenlenmesi öngörülmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen bu hükmün belirli şartlar altında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden […]
ŞİRKET KENDİ İFLASINI İSTEYEBİLİR Mİ?
Ticari hayatta şirketlerin her zaman düzenli şekilde borç ödeyebilmesi mümkün olmayabilir. Piyasa şartlarının bozulması, tahsilatların gecikmesi veya şirket aktiflerinin borçları karşılamaya yetmemesi halinde, şirket yalnızca alacaklıların icra takibi başlatmasını beklemek zorunda değildir. Şartları varsa, şirketin kendisi de mahkemeye başvurarak iflasını isteyebilir. Uygulamada “Borçlunun Müracaatıyla Doğrudan Doğruya İflas” olarak ifade edilen bu yol, şirketin artık borçlarını […]