Evlilik ve aile literatürü incelendiğinde her iki kavram açısından da evrensel bir tanımın olmadığı görülmektedir. Evlilik demografi sözlüğünde, karşı cinsten iki birey tarafından oluşturulmuş, resmi, dini veya ülkesel farklılıklara göre geleneksel olarak başka türlerde gerçekleştirilen meşru bir birliktelik olarak tanımlanırken, Birleşmiş Milletler tarafından verilen tanım kadın ve erkeğin yasal birleşmesi olarak ifade bulmuştur. Bu tanımdaki yasal birleşme kavramının ülkeden ülkeye ve yasalara göre farklılık gösterebildiği vurgulanmıştır. Bizim hukukumuzda ise evlenme, nişanlıların nişanlılıklarını evlilik birliği meydana getirme neticesinde sona erdirmeleridir. Evlilik, aile hukuku bakımından bir sözleşmedir.
Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) 142. maddesinde ise evlilik şu şekilde açıklanmıştır: “Evlendirme memuru, evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur. Memur, evlenmenin tarafların karşılıklı rızası ile kanuna uygun olarak yapılmış olduğunu açıklar.”
Evlenme için kanunun belirlediği yaşa “evlenme erginliği” denir. Buna aynı zamanda “olağan evlenme yaşı” da denir. TMK’nın 124. maddesinde evlilik yaşı düzenlenmiştir. “A. Ehliyetin koşulları I. Yaş Madde 124- Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.”
Olağanüstü evlenme durumunda izin verilen kişi evlenmek için ergin sayılmamakta ancak olağanüstü durum olduğu için izin verilmektedir. Burada kimle evlenilmesine izin veriliyorsa kişi onunla evlenmelidir. İzin alınan kişinin dışında başka bir kimseyle evlenmek istenirse bu izin geçerli sayılmaz. Kanun maddesine göre evlenmedeki en alt yaş sınırımız onaltı yaşını doldurmaktır. Bunun altındaki yaş gruplarında olan kişilerin hiçbir sebeple evlenmesi hukuken mümkün değildir. Evlenmeye izin isteyecek olan kişi bu izni kendi istemelidir. Yasal temsilcisi olsa dahi bu hak kişiye sıkı suretle bağlı bir hak olduğu için kişi kesinlikle bu izni kendi talep etmelidir. Bunun haricinde bu iznin verilmesi için olağanüstü durumun yanında pek önemli bir sebebin de bulunması gerekir. Böyle bir durumun olup olmadığını hâkim takdir edecektir. İzin verilmeden önce yukarıda vermiş olduğumuz kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere hâkim olanak buldukça ana ve babayı, bunlar yoksa vasiyi dinlemelidir. Bu kişilerin dinlenilmesi bir zorunluluk değildir. Hâkim bu kişilerin beyanları ile bağlı da değildir.
Tüm bu izin verme işlemi TMK’nın 4. maddesinde hâkime verilen takdir yetkisi ile ilgilidir. “III. Hâkimin takdir yetkisi Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.”
Son olarak belirtmek gerekirse evlenmeye izin vermeye yetkili olan mahkeme başvuruda bulunan kişinin yerleşim yeri Aile Mahkemesi’dir.
İlgili Yargıtay kararından örnek vermek gerekirse; ‘’….1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi ile “ancak hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebep ile 16 yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.” hükmü getirilmiştir. Evlenmesine izin verilmesi istenen 16.12.1992 doğumlu Gamze’nin dava tarihinde 16 yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yasal şartların oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi hükmüne aykırı olarak evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere Bozulmasina, oybirliğiyle karar verildi.’’ (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2007/16490 E., 2009/1354 K.)
Hukuk Desteği