KEŞİF NEDİR?

Keşif, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 288. ve 292. maddeleri arasında düzenlenmiştir. HMK madde 288/1 “Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir. Hâkim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur.” şeklinde hükme bağlanan maddeden anlaşılacağı üzere keşif, uyuşmazlık konusu hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla uyuşmazlık konusunun bulunduğu yerde veyahut mahkemede inceleme yapılmasıdır.

Keşif, davaya bakan mahkeme tarafından yapılır. Eğer keşif konusu davaya bakan mahkemenin yargı çerçevesinin dışında kalıyorsa mahkeme, inceleme için ilgili mahkemeden hukuki yardım talep eder, inceleme istinabe suretiyle yapılır. HMK madde 290 (1) Keşfin yeri ve zamanı mahkeme tarafından tespit edilir. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır. (2) Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif sırasında, yapılan tüm işlemler ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenir. Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler de tutanağa eklenir. (3) Mahkeme, bir olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit için temsili uygulama da yaptırabilir.” hükmünü amir olup, maddede keşfin nasıl yapılması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Madde metnine göre keşfin yeri ve zamanı mahkeme tarafından belirlenir ve keşif, taraflar hazır ise taraflarla beraber eğer taraflar hazır değilse yokluklarında yapılır. Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif esnasında yapılan tüm işlemler ve beyanlar için tutanak tutulur. Tutulan tutanağa; plan, çizim, fotoğraf ve sair belgeler eklenir. Keşif esnasında, mahkeme bir olayın nasıl gerçekleştiğini tespit etmek amacıyla temsili uygulama da yaptırabilir.

HMK madde 291 “(1) Taraflar ve üçüncü kişiler keşif kararının gereğine uymak ve engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadırlar.(2) Keşif yapılmasına taraflardan birinin karşı koyması hâlinde, o kimse ispat yükü kendisine düşen taraf ise bu delilden vazgeçmiş; diğer taraf ise iddia edilen vakıayı kabul etmiş sayılır. Şu kadar ki, hâkim duruma ve karşı koyma sebebine göre bu hükmü uygulamayabilir. (3) Keşif, üçüncü kişi için uygun olan zamanda yapılır. Keşif zamanı ve yeri üçüncü kişiye bildirilir. Gecikmesinde zarar umulan hâllerde bildirim yapılmaksızın keşif icra edilir. Keşfe karşı koyma hâlinde hâkim, üçüncü kişiyi karşı koymanın sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm eder; gerektiğinde zor kullanılmasına karar verebilir. Ancak, üçüncü kişi tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanarak keşfe katlanma yükümlülüğünden kaçınabilir.” şeklindeki düzenlemede, tarafların ve üçüncü kişilerin keşfe katlanma yükümlülüğü açıklanmıştır. Taraflardan biri keşfe karşı koyarsa eğer, karşı koyan taraf ispat yükü kendisinde olan taraf ise, bu delilden vazgeçmiş sayılmakta; eğer karşı koyan taraf ispat yükü kendisinde olmayan taraf ise, bu defa iddia edilen vakayı kabul etmiş olmaktadır. Ancak hakim duruma ve karşı koyma sebebine göre bu hükmü uygulamama yetkisine haizdir. Üçüncü kişiler bakımından ise maddede keşfin üçüncü kişiler için uygun olan zamanda yapılacağı, keşfin yeri ve zamanının üçüncü kişiye bildirileceği düzenlenmiştir. Üçüncü kişi tanıklıktan çekinme sebeplerine dayalı olarak keşfe katlanma yükümlülüğünden kaçınabilmektedir. Aksi halde üçüncü kişinin keşfe karşı koyması halinde hakim, üçüncü kişiyi karşı koymanın sebep olduğu giderlere ve disiplin para cezasına mahkum eder.

Aşağıda sizlerle konu ilgili Yargıtay kararı paylaşmaktayız.

“…Hal böyle olunca; öncelikle karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olan 6360 Sayılı Kanun uyarınca Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve taşınmazın bulunduğu yer ilgili belediye başkanlığı davaya dahil edilerek husumet yaygınlaştırılmalı, çekişmeli taşınmazın imar planı sınırları içinde kalıp kalmadığının, imar planı sınırları içinde kalıyorsa hangi yıl imar planı sınırları içine alındığının ve imar planının kesinleşip kesinleşmediği Belediye Başkanlığı ve Büyükşehir Belediye Başkanlığından sorularak alınacak cevabın ve tüm plan ve haritaları getirilerek dosyasına konulmalı, taşınmaz imar planı kapsamına alınmışsa bu tarihten, imar planı kapsamında değilse dava tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait 3 ayrı dönemde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı’ndan getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, teknik bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır. Taşınmaz başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri, komşu taşınmazların tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırlar haritasında işaret ettirilmeli, komşu taşınmazlarla mukayeseli mahkeme gözlemi tutanağa geçirilmeli; 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın eğimi, niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, taşınmaz üzerindeki ağaçların cinsi, adedi ve yaşı, taşınmazın imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaçlı zilyetliğe ne zaman başlanıldığını ve taşınmazın kullanım durumunu kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı, önceki ziraat bilirkişi raporunu da irdeleyen ve sınırındaki taşınmazlarla mukayese edilecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; HMK’nın 290. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla raporlarda belirtilen hususların somutlaştırılması için, taşınmaz ve çevresini tüm yönleriyle gösterecek şekilde taşınmaz ve çevresinin yakın plan fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz kabaca işaretlettirilmeli ve mahkemece onaylanmasını müteakip dosya arasına konulmalı, 3402 Sayılı Kanun göz önüne alınarak taşınmaz imar planı kapsamında ise imar planı onay tarihinden önce imar planı kapsamı dışındaysa dava tarihine kadar 3402 Sayılı Kanun’un 14., 17. maddesinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşmiş olup olmadığı değerlendirildikten sonra, tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.” (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi07.02.2017 T., 2016/21832 E., 2017/1309 K.)

Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir