KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE KARŞI TAZMİNAT DAVALARINDA GÖREV ve YETKİ

Trafik kazalarından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davaları, günümüzde yargı mercilerinin aktif şekilde önüne gelen konulardan bir tanesidir. Bir başka çalışmamızda söz konusu davaların diğer araç sürücülerine karşı açılabileceği gibi Karayolları Genel Müdürlüğü (“KGM”) aleyhine de açılabileceğini belirterek; KGM’nin sorumluluğunu doğurabilecek durumları örnekleme yoluyla açıklamıştık. (Bkz: İlgili Yazımız…)

Peki KGM aleyhine açılacak tazminat davaları adli yargıda mı yoksa idari yargıda mı görülecektir? Bu hususta görevli ve yetkili mahkeme neresidir? Her ne kadar yüksek mahkemeler, geçmiş tarihlerde söz konusu davaların idari yargı alanında kaldığına dair kararlar verseler de; Uyuşmazlık Mahkemesi’nin son içtihatları dolayısıyla artık adli yargının görevi dahilinde bulunduğu şeklinde hüküm kurulmaktadır. Anılan hükmün dayanağı ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. madde düzenlemesidir. Bahsi geçen madde, “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.” şeklindeki düzenlemesiyle; can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeni ve güvenliğini ilgilendiren tüm konulardan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini açıkça belirtmektedir.

Diğer yandan, anılan madde yetkili mahkeme konusunda da düzenleme yapmaktadır. Buna göre; motorlu araçların sebebiyet verdiği sorumluluk davaları, hem sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinde hem de kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde açılabilecektir. Böylelikle davacı, anılan yerlerden kendisine en uygun neresiyse buna göre bir seçim yaparak davayı açabilecektir.

Konuya ilişkin Uyuşmazlık Mahkemesi’nin bir kararına yer vermek isteriz:“Dava, davacılardan K.Y.’ın sevk ve idaresindeki 35 plaka sayılı aracın 02.02.2014 tarihinde İzmir-Çeşme otoyolunda Çeşme yönüne doğru seyir halinde iken domuz sürüsüne çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, söz konusu kazada tel örgülerin yetersizliği ve gerekli tamirlerin yapılmaması ile yolda bu ve buna benzer hayvanların çıkabileceğine dair herhangi bir uyarı levhalarının da bulunmaması sebebiyle davalı idarenin sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacılardan aracın maliki Z.Y. için 1.000,00 TL maddi, diğer davacı aynı zamanda araç sürücüsü K.Y. için ise 5.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 6.000,00 TL tazminat bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır … 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. …” (Uyuşmazlık Mahkemesi, 02.03.2015 T. 2015/133 E. 2015/150 K.)

                                                                                                             Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir