TÜZEL KİŞİLERE ÖZGÜ GÜVENLİK TEDBİRLERİ

Hukuk alanında kişiler, gerçek ve tüzel kişiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kişi ömrünün sınırlı zamana tabi olması, kişinin bu zaman içerisinde kendisine koyduğu bazı hedefleri gerçekleştirememesi ve sair nedenlerle oluşturulan kişi veya mal topluluklarına, tüzel kişi denilmektedir. Türk Ceza Kanunu (“TCK”) içerisinde tanımlanmış suçların işlenmesi halinde; suçun ve suçlunun durumu göz önünde tutularak hükmedilen yaptırım türlerinden biri de güvenlik tedbirleridir. Güvenlik tedbirleri TCK kapsamında çeşitli dallara ayrılmaktadır. Bu yazımızdaysa çeşitli dalları bir kenara bırakarak, sadece tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinin üzerinde yoğunlaşacağız.

Suç işleyen tüzel kişileri topluma kazandırarak ıslah etmek ve kullandıkları araçlarla çevresine tehlike oluşturmalarını önlemek için, TCK kapsamında öngörülen tedbirler, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri olarak nitelendirilmektedir. Tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri, TCK madde 60’da “Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline karar verilir. Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanır. Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere hükmetmeyebilir. Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.” şeklinde düzenlenmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; tüzel kişilerin yapısı gereği cezai sorumlulukları yoktur. Cezai sorumluluklarının olmaması durumu, bu kişiliğin üzerinde güvenlik tedbiriyle hüküm kurulmasını engellememektedir. Bahsedilen konu TCK madde 20’de, “Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanabileceği 20. maddede belirtilmişse de tedbirlerin uygulanabilmesi için, tedbirlerin açıklandığı kanun maddelerinde; hükmün tüzel kişilerde de uygulanabileceği açıkça yazmalıdır. Örneğin tüzel kişilik organları tüzel kişiliğin yararına; bir kamu kurumunun verdiği izne dayanarak izin hakkını kasıtlı olarak kötüye kullanıyorlarsa, verilen iznin iptali şeklinde güvenlik tedbiri uygulanabilmektedir. Ayrıca yine tüzel kişilik organları, kişiliğin yararını sağlamak için suç işliyorsa; suça ilişkin eşya ve maddi çıkarlar, diğer üçüncü kişilerin haklarını korumak için müsadere (Müsadere hakkında detaylı bilgiye önceki yazılarımızda yer vermiştik. Lütfen Bkz.) güvenlik tedbirine tabi olacaktır.

Açıklanan güvenlik tedbirinin daha net anlaşılması adına, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin ilgili kararını alıntılamaktayız; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 14.01.2013 T., 2012/11217 E., 2013/325 K.; “Karar: TCK’nın 242/1. maddesine göre; tefecilik suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunması gerekmesine rağmen, sanıkların ortağı olduğu şirket hakkında TCK’nın 60. maddesindeki güvenlik tedbirlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.” şeklindedir.

Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir