HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA UYGUNLUĞUN İSPAT SÜRECİNE ETKİSİ

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesiyle de öngörüldüğü üzere, kural olarak taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Ancak hayatın olağan akışına uygunluk kriteri ile normal yaşam tecrübelerine göre doğal ve olağan sayılan bir olgunun varlığını ispat yükü söz konusu “hayatın olağan akışına uygun” iddiasını ileri süren tarafa değil, bu iddianın aksini, […]

Devamını Oku

İSPAT YÜKÜ VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRILIK KRİTERİ – III

Av. Sevcen CAN & Av. Yasemin ÇORAK Bir önceki yazımızda hayatın olağan akışına aykırılık kriterinin ispat yüküne etkisini açıklamıştık (Lütfen bkz…) Bu yazımızda konuya ilişkin Yargıtay kararlarından örnekler paylaşacağız. Yargıtay’ın ispat yükünün belirlenmesinde hayatın olağan akışı kriterini uygulamasına aşağıdaki örnekler gösterilebilir: Yargıtay inanç ilişkisi ve kötüniyet iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin bir […]

Devamını Oku

İSPAT YÜKÜ VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRILIK KRİTERİ – II

Av. Sevcen CAN & Av. Yasemin ÇORAK “HAYATIN OLAĞAN AKIŞI” KAVRAMI Bir önceki yazımızda ispat yükü kavramına ve temel ispat yükü kuralına bir giriş yapmıştık (Lütfen bkz…). Bu yazımızda hayatın olağan akışına aykırılık kavramını açıklayacağız. İspat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kuralın istinaları; fiili karineler veyahut hayatın olağan akışına aykırı vakıaların ispatı, ispat yükünün kanunla belirlendiği […]

Devamını Oku

İSPAT YÜKÜ VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRILIK KRİTERİ – I

Av. Sevcen CAN & Av. Yasemin ÇORAK Fiili karine kavramıyla da ifade edilen hayatın olağan akışı kriteri, dayanağını yasal düzenlemelerden almayan, ancak pratikte ispat kurallarını sıkı sıkıya uygulamanın yargılamada özellikle delilleri değerlendirmek ve hüküm kurmak noktasında yol açtığı problemleri bertaraf etmek üzere, sınırları doktrin ve içtihatlarla belirlenen, ispat yükü dağılımına önemli birtakım etkileri olan bir […]

Devamını Oku

ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ

Şüpheden sanık yararlanır ilkesi, suçun işlenip işlenmediği hakkında en ufak bir tereddüt duyulması, tam bir vicdani kanaatin oluşmaması hallerinde bu durumun sanık lehine yorumlanmasıdır. Sanığın kendisine isnat edilen suçtan cezalandırılabilmesi için vicdani kanaatin hakkında tam olarak oluşması gerekmektedir. Bir başka deyişle suçu işlediğine dair hakkındahiçbir tereddütemahal kalmamalıdır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin hukuki zeminini Anayasa’nın 38/4. […]

Devamını Oku

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI

İtirazın iptali davası; borçlu aleyhine açılmış olunan icra takibinin borçlunun yaptığı itiraz nedeniyle  durması sonucunda alacaklının, itirazı hükümden düşürebilmek için seçebileceği hukuki yollardan birisidir. İtirazın iptali davası bir eda davası olup alacak davası niteliği taşımaktadır. İtirazın iptali davasında takip alacaklısı davacı, takip borçlusu ise davalı konumunda olacaktır. İtirazın iptali davası genel hükümlere yönelik bir eda […]

Devamını Oku