ALDATAN ANNEYE VELAYET HAKKI VERİLİR Mİ?

Daha evvelki yazılarımızda velayet hakkınız ne olduğunu (Bkz. ilgili yazımız…) velayet hakkının yer değiştirmesini (Bkz. ilgili yazımız…) boşanma davası sırasında doğan çocuğun velayetini (Bkz. ilgili yazımız…) siz değerli okuyucularımızla paylaşmıştık. Bu yazımızda ise aldatan anneye çocuğun velayet hakkının verilip verilememesi hususunu incelemeye çalışacağız.

Öncelikle belirtmeliyiz ki; velayet hakkı belirlenirken mahkemenin göz önünde bulunduracağı tek husus çocuğun menfaatidir. Hakim çocuğun menfaatine ilişkin değerlendirme yaparken, çocuğun bedeni, fikri, ruhi, ahlaki, sosyal… gelişimlerini göz önünde bulundurarak hareket edecektir. Elbette bu durumda çocuğun yaşı, cinsiyeti, sağlık durumu özellikle dikkate alınacaktır.

Annenin evlilik içerisinde eşini aldatması doğrudan velayetin anneye verilmesini engelleyen bir husus değildir. Özellikle 0-3 yaş arasındaki çocukların genel anlamda diğer yaş gruplarına göre çok daha fazla ana bakım ve şefkatine muhtaç olduğu bilinip kabul edildiğinden, şayet çocuğa karşı hemen meydana gelebilecek tehlikelerin varlığı söz konusu değilse velayet anneye verilmelidir. Çocuğun güvenliğini tehdit eder bir şekilde yaşantı mevzu olmadığı müddetçe annenin cinsel yaşantısı, annenin babayı aldatmış ya da aldatıyor olması, esas anlamda velayet hakkı kararına etki etmemelidir. Çünkü 0-3 yaş arasındaki çocuklar annenin yaşantısını veya annenin olumsuz davranışlarını anlayabilecek yaşta değildir. Dolayısıyla bu yaş aralığındaki çocuk için sadece annenin babayı aldattığından bahisle velayet hakkının anneden alınması yahut anneye hiç verilmemesi, çocuğun yüksek menfaatini korumak gereği hukuken uygun değildir. Fakat elbette çocuğuna karşı şiddet uygulayan, çocuğuna kötü davranan, çocuğuna eziyet eden, hakaret eden… bir anneye de velayetin verilmeyeceği bir gerçektir.

Aldatan anneye velayetin verilip verilemeyeceği 0-3 yaş grubu için yukarıda anlatılan şekilde iken yaş arttıkça annenin babayı aldatması, annenin velayet hakkını daha fazla olumsuz etkileyecektir. Örneğin 3-6 yaş arasında bulunan çocukların anaya olan gereksinimi 0-3 yaş grubuna göre daha azdır; ancak yine de anaya gereksinimi vardır. Dolayısıyla hakimin, dosyayı tümden değerlendirdikten sonra, çocuğunun benliğinin geliştiği bu yaşlarda anne yoksunluğunun derin izler bırakıp bırakmayacağını gözeterek karar vermesi gerekecektir. Ancak 6 yaş ve sonrasında çocuğun anneye olan gereksinimi azaldığından, bu yaşlarda anneden ayrılmaya karşı küçük yaşlara nazaran çok kuvvetli eksiklik görülmeyeceğinde, çocuğun sorumluluğunu alacak olan anne modeli davranış ve yaşayışıyla da yeterli ise çocuk anneye verilebileceği gibi, babaya verilmesi de mümkündür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 06.03.2008, 5526,2943: “…08.03.2001 doğumlu küçük N., annenin yaşantısını idrak edebilecek çağda değildir. Ana yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı da ispat edilmediği halde ana bakım ve şefkatine muhtaç küçük N.’nin babanın velayetine bırakılması usul ve kanuna aykırıdır…”

                                                                                                                                 Hukuk Desteği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir