RUHSATSIZ SİLAH BULUNDURMA SUÇUNDA NİTELİK BAKIMINDAN “VAHİM SİLAH” AYRIMI

Ruhsatsız silah bulundurma suçlarında belirleyici meselelerden biri, ele geçirilen silahın basit nitelikte bir ateşli silah mı, yoksa nitelik bakımından “vahim” kabul edilmesi gereken bir silah mı olduğunun tespitidir. Bu ayrım, yalnızca fiilin hukuki vasfını değil; uygulanacak yaptırımın ağırlığını, cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin imkânları ve muhakemenin genel çerçevesini de doğrudan etkilemektedir. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar […]

Devamını Oku

BİLİRKİŞİ ÜCRETİNİN KESİN SÜRE İÇERİSİNDE YATIRILMAMASI

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 94. maddesinde “Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu […]

Devamını Oku

BİLİRKİŞİ RAPORU BAĞLAYICI BİR DELİL MİDİR?

Yargılama sırasında mahkemeye ibraz edilen deliller, esas olarak takdiri ve kesin delil şeklinde iki başlık altına kategorize edilmektedir. Hakim için bağlayıcılık teşkil eden, yargılamaya konu olan vakıayı kesin olarak ispat ettiği kabul edilen ve aksinin iddia edilmesi mümkün olmayan deliller, kesin delil olarak adlandırılırken; hakim için bağlayıcılık teşkil etmeyen, üzerinde hakimin takdir yetkisini kullanabileceği deliller, […]

Devamını Oku

GERÇEĞE AYKIRI BİLİRKİŞİLİK VEYA TERCÜMANLIK SUÇU

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) Adliyeye Karşı Suçlar bölümünde madde 276’da “(1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) Birinci fıkrada […]

Devamını Oku

BİLİRKİŞİNİN KENDİSİNE VERİLEN GÖREV DIŞINA ÇIKAMAMASI

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 266. maddesi “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” hükmünü amirdir. Madde metninde “özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde” şeklinde […]

Devamını Oku

BİLİRKİŞİ KENDİSİNİ HAKİM YERİNE KOYABİLİR Mİ?

Bilirkişilik Kanunu’nun (“BK”) 2/1-b maddesinde bilirkişinin tanımı “Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi” şeklinde yapılmıştır. Bilirkişi, bilirkişilik yaptığı alanda madde metninden de anlaşılacağı üzere konusunda uzman, yeterli donanım ve bilgiye sahip bir kimse olmalıdır. BK’nın 3/1. maddesi […]

Devamını Oku

TAŞINMAZ SATIŞINDAN SONRA GİZLİ AYIBIN ORTAYA ÇIKMASI

Ayıp kavramı; satış veya trampa konusu eşyada bulunması gereken veya vaat edilen niteliklerin bulunmaması olarak tanımlanabilir. Örneğin satın alınan taşınmazın duvarlarında çatlakların bulunması halinde ayıplı maldan söz edilebilir. Fakat her zaman ayıp; kişilerin ilk bakışta fark edebileceği şekilde olmayabilir. Öğreti ve uygulamada ilk bakışta fark edilmeyen, adli muayene gerektiren ayıplar, “gizli ayıp” olarak tanımlanmaktadır. Türk […]

Devamını Oku