Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) 175. maddesinde yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” talep edilebilmesine imkan tanıyan ibareyi iptal etmiştir. Kararın oy çokluğuyla verildiği, iptal hükmünün gerekçeli kararın Resmi Gazete’ de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecek şekilde ertelendiği ve kararın gerekçesinin daha sonra yazılacağı açıklanmıştır.
Genel Kurul, TMK’nın 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresinin iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunu 4 Haziran 2026 tarihli gündeminde görüşmüştür. Bu başvuru, Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından yapılmış olup dosya Anayasa Mahkemesi gündeminde E.2025/156 esas numarasıyla yer almıştır.
Kararın hukuki etkisi bakımından öncelikle vurgulanması gereken husus, iptalin “yoksulluk nafakası” kurumunu tümden ortadan kaldırmadığı; TMK m.175’te süre rejimini “süresiz” olarak kuran ibarenin normatif dayanağını ortadan kaldırmaya yöneldiğidir. Nitekim iptal kararı, yoksulluk nafakasının “kendiliğinden” sona erdiği anlamına gelmemekte; esasen süre meselesinin yeni bir kanuni çerçeveye bağlanması gerekliliğini doğurmaktadır.
İptal hükmünün yürürlüğe girişinin ertelenmiş olması, geçiş döneminin doğru okunmasını zorunlu kılmaktadır. İptal hükmü, gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu durum, yürürlük tarihi gelinceye kadar mevcut yasal metnin uygulanmaya devam edeceği; buna karşılık yasama organının erteleme süresi içinde yeni bir düzenleme yapmasının beklendiği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla kararın ilan edildiği tarihle birlikte “hemen ve kendiliğinden” bir süre rejimi değişikliği meydana gelmemekte; geçiş dönemi, yürürlük tarihine ve yapılacak olası kanun değişikliğine bağlı olarak şekillenmektedir.
Kararın önceki içtihatlarla ilişkisi bakımından ise, Anayasa Mahkemesi’nin 17 Mayıs 2012 tarihli E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında aynı ibare hakkında iptal istemini reddettiği ve “süresiz olarak” ibaresinin her durumda nafaka alacaklısının ölünceye kadar nafaka alacağı anlamına gelmediği, düzenlemenin amacının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin şartlar bulunduğu sürece desteklenmesi olduğu vurgulanmıştır. Bu itibarla, 2026 tarihli iptal kararının gerekçesi yayımlandığında, Mahkeme’nin anayasal değerlendirmeyi hangi ölçütlerle yeniden kurduğu, 2012 tarihli gerekçeden hangi noktalarda ayrıldığı ve menfaat dengesini hangi temeller üzerine oturttuğu daha açık biçimde ortaya çıkacaktır.
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi’nin TMK m.175’te yer alan “süresiz olarak” ibaresine ilişkin iptal kararı, yoksulluk nafakasının bütünüyle kaldırılması sonucunu doğurmamakta; süre rejiminin kanuni zemininin yeniden kurulmasını zorunlu kılan bir geçiş süreci başlatmaktadır. Geçiş döneminde belirleyici olan hususlar; iptal hükmünün yürürlük tarihi, gerekçeli kararın ortaya koyacağı anayasal çerçeve ve yasama organının bu süre içinde kuracağı yeni düzenlemenin içeriği olacaktır.
Hukuk Desteği
