REKLAM VE PAZARLAMA AMACIYLA GÖNDERİLEN SMS VE E-POSTALARIN KVKK KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

Kişisel verilerin işlenmesine ilişkin yayınladığımız önceki yazılarımız için (Lütfen bkz…) (Lütfen bkz…) Bu yazımızda kişilerin telefonlarına gönderilen mesajların, gerçekleştirilen aramaların, e-posta hesaplarına veya sosyal medya hesaplarına gönderilen iletilerin 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu (“KVKK”) kapsamında ne şekilde değerlendirilmesi gerektiği hakkında bilgi vereceğiz. Kişisel veri kavramı, KVKK’da kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her […]

Devamını Oku

HAKSIZ FİİL

Haksız fiil kavramı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“Kanun”) 49. maddesinde “…Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür…” denilmek suretiyle düzenlenmiştir. Haksız fiilin, doktrinde ve yargı kararlarında 4 unsura sahip olduğu genel kabul görmüştür. Bu unsurlar aşağıda sayılmıştır: 1) Kusur: Sorumluluğun kurucu öğesi olan, hukuka aykırı ve hukuk düzeninin […]

Devamını Oku

ÇOCUĞUN ANNENİN SOYADINI KULLANMASI

Babanın soyadı aile soyadı olduğundan çocuk doğumuyla birlikte babasının soyadını alır. Çocuk, anne ve babasının boşanma işlemi gerçekleştiğinde kural olarak babanın soyadını almaya devam eder. Bu yazımızda ise çocuğun, anne ve babasının boşanmasından sonra sadece annesinin soyadını alabileceği durumdan bahsedeceğiz. Kadın boşandıktan sonra kendi soyadını kullanabileceği gibi bazı hallerde eşinin soyadını da kullanmaya devam edebilir. […]

Devamını Oku

BOŞANMA HALİNDE İŞÇİLİK ALACAKLARI VE TAZMİNATLARI

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 219. maddesinde yer alan düzenlemeye göre; emekli maaşı, emekli ikramiyesi, kıdem tazminatı, maluliyet aylığı, yaşlılık aylığı, işsizlik tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı, işten çıkarılma karşılığı alınan tazminatlar, dul ve yetim aylığı ve isteğe bağlı yapılan sigortalılık sonucu emekli olanların aldığı aylıklar, edinilmiş mal sayılmaktadır. Yukarıda belirtilen işçilik alacak ve tazminatlarının […]

Devamını Oku

YETKİSİZ TEMSİL

Yetkisiz temsil; bir kimsenin, temsil yetkisine sahip olmadığı halde bir başkası adına veya hesabına, herhangi bir hukuki işlem yapması olarak ifade edilebilir. Yetkisiz temsilden bahsedebilmek için, aşağıdaki üç şartın varlığı zorunludur: – Yetkisiz temsilci ve üçüncü bir kişi arasında bir hukuki işlem yapılmış olmalıdır.  – Bu hukuki işlem, temsil olunan kişinin adına yapılmış olmalıdır. – […]

Devamını Oku

EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI SEBEBİYLE BOŞANMA (III) – CİNSEL ŞİDDET

Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasına ilişkin genel hükümlerden bahsettiğimiz yazımızı incelemek için lütfen (Bkz…). Bu yazımızda ise evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan çok önemli hususlardan biri olan cinsel şiddetten bahsedeceğiz. Evlilik birliğinde cinsel şiddet, eşlerden birinin cinsel sadakate aykırı davranışlarda bulunarak evlilik birliğinin sarsılmasına yol açması olarak tanımlanabilir. Yargıtay içtihatları doğrultusunda, […]

Devamını Oku

KANUN YARARINA TEMYİZ

İlk derece mahkemelerinin ve Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinin istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlarının hukuka aykırılık taşıması halinde, Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurulan temyiz yoludur. Temyiz, kesinleşmemiş kararlara karşı öngörülen olağan kanun yoludur. Ancak kanun yararına temyiz yüksek mahkeme incelemesinden geçmeden kesinleşmiş kararlara karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. İlk derece […]

Devamını Oku

İDARİ SÖZLEŞMELERDEN DOĞAN DAVALAR

İdarenin özel hukuk kişileriyle yapmış olduğu, idarenin tek taraflı işlem tesis ettiği, hüküm ve sonuçlarını İdare Hukuku alanında doğuran sözleşmeler idari sözleşmelerdir. Bir sözleşmenin idari sözleşme olarak kabul edilebilmesi için sözleşmenin taraflarından birinin idare olması, kamu düzenine ilişkin bir hususun düzenleniyor olması ve sözleşme konusu işlemin idarenin üstünlüğü ve ayrıcalığını koruyor olması gerekmektedir. İdarenin gerçek […]

Devamını Oku

KİŞİLERİN HUZUR VE SÜKUNUNU BOZMA SUÇU

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 123. maddesinde “Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.” denilerek düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle korunan hukuki yarar kişilerin sosyal ve ruhsal […]

Devamını Oku

ZORUNLU MÜDAFİLİK

Müdafi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 2. maddesinde şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı olarak tanımlanmıştır. Şüpheli veya sanık, soruşturma veya kovuşturma evrelerinin her aşamasında bir veya birden fazla müdafiden yararlanmakta kural olarak serbesttir. Ancak CMK’nın ilgili maddelerinde belirtilen aşağıdaki hallerde zorunlu müdafilik kurumu gündeme gelmektedir: Şüpheli veya sanık çocuk, akıl hastası, […]

Devamını Oku