BONO TAHSİLAT REHBERİ – 1

Bono, ticari hayatta alacaklıya sağladığı “kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu” imkânı ile güçlü ve hızlı bir tahsilat aracı olarak öne çıkar. Ancak bu gücün korunması, senedin vadesi geldiğinde atılacak doğru ve zamanında adımlara sıkı sıkıya bağlıdır. Bono tahsilatı, Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) öngörülen kesin sürelerle işleyen teknik bir mekanizmadır ve atılacak yanlış bir adım, alacaklının elindeki “kambiyo gücünü” ciddi şekilde zayıflatabilir, hatta müracaat haklarını düşürebilir. Serimizin ilk yazısında bono tahsilatını pratikte en iyi açıklayan yöntem olan dört kritik aşama üzerinden ilerleyecek; ardından borçlunun hangi savunmalarla takibi etkileyebileceğini netleştireceğiz.

  1. Vade tarihinde bono ibraz edilir ve borçlu ödemeyi yaparsa 

Vade tarihinde bono ibraz edilir ve borçlu ödemeyi yaparsa senet borcu sonlanır. TTK m. 709 uyarınca, belirli bir günde ödenecek bononun, ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde ödeme için ibraz edilmesi zorunludur. İbraz üzerine borçlu ödemeyi yaparsa borç sona erer. Ancak uygulamada ödeme kadar önemli olan bir diğer husus, senedin akıbetinin doğru yönetilmesidir.

Ödemeyi yapan borçlu, senedin kendisine verilmesini ve üzerine “bedeli alınmıştır” şerhi düşülerek ibrasını isteyebilir. Ödeme alındığında bono borçluya iade edilmeli ya da tahsil edildiğini gösterecek şekilde güvenli biçimde muhafaza edilmelidir. Zira bono, tedavül kabiliyeti yüksek bir kıymetli evraktır ve senedin alacaklıda kalması, ileride mükerrer takip veya kötü niyetli ciro gibi risklere yol açabilir. Kısmi ödeme halinde ise, hamil kısmi ödemeyi reddedemez (TTK m. 709/2), bu durumda ödenen miktar senet üzerine yazılır ve borçluya bir makbuz verilir.

  1. Vade geldiği hâlde ödeme yapılmazsa

Vade geldiği halde ödeme yapılmazsa, bu durum bonoda asıl teknik sürecin başladığı aşamadır. Bu noktada alacaklının önünde iki seçenek bulunur: Yalnızca düzenleyene (asıl borçluya) başvurmak veya senet devredilmişse cirantalar ve avalistler gibi müracaat borçlularına da yönelmek. 

Protesto kurumu tam bu ayrımda hayati önem kazanır. TTK m. 714 uyarınca, ödememe halinin resmi bir belge ile (ödememe protestosu) tespit edilmesi zorunludur. Protesto, borcu muaccel kılan basit bir ihtar değildir; özellikle senet devredilmişse, hamilin cirantalara ve diğer müracaat borçlularına başvurabilmesi için aranan maddi hukuktan doğan bir şekil şartıdır. 

Bu nedenle zincirdeki borçlulara başvurulmak isteniyorsa, ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde noter aracılığıyla protesto çekilmesi zorunludur. Bu sürenin kaçırılması, müracaat hakkının düşmesine neden olur.

Daha fazla bilgi edinmek için serinin devamı yazılarını takip ediniz (Lütfen Bakınız.) 

Hukuk Desteği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir