İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME

İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın hükümden düşürülmesi ve duran takibin devamının sağlanması amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca açılan davadır. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak alacağının varlığını ispat etmeyi, borçlunun itirazının iptalini ve takibin devamını talep edebilir. 

İtirazın iptali davası icra mahkemesinde değil, takip konusu alacağın esasını incelemekle görevli hukuk mahkemesinde görülür. Görevli mahkemenin belirlenmesinde icra takibinin başlatıldığı yer, takip konusu alacağın miktarı veya takip talebinde kullanılan ifade tek başına belirleyici değildir. Esas alınması gereken husus, alacağın doğduğu temel hukuki ilişkinin niteliğidir.

Bu nedenle takip konusu alacağın satış, hizmet, kira, tüketici işlemi, iş ilişkisi veya ticari bir sözleşmeden doğup doğmadığı öncelikle tespit edilmelidir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan, taraflarca görev itirazı ileri sürülmese dahi mahkeme görevli olup olmadığını kendiliğinden inceler. Mahkemenin görevli olması aynı zamanda dava şartıdır. 

Uyuşmazlık özel bir mahkemenin görev alanına girmiyorsa, malvarlığı haklarına ilişkin itirazın iptali davalarında asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Örneğin iki gerçek kişi arasındaki adi ödünç, satış veya hizmet ilişkisinden doğan alacak özel bir görev kuralına tabi değilse dava asliye hukuk mahkemesinde görülür. Alacağın miktarı görevli mahkemeyi değiştirmez. 

Takip konusu alacağın ticari dava niteliğinde olması halinde asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür. Nispi ticari davalarda ise tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekir. Yalnızca taraflardan birinin şirket veya tacir olması, uyuşmazlığın ticari iş sayılması ya da faturaya dayanılması, tek başına asliye ticaret mahkemesini görevli hale getirmez. 

Takip konusu alacak kira ilişkisinden doğuyorsa sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Kira bedeli, aidat, yan gider, depozito veya kira sözleşmesinden kaynaklanan diğer alacaklar için başlatılan takibe itiraz edilmesi halinde açılacak itirazın iptali davası sulh hukuk mahkemesinde görülür. Tarafların tacir olması veya kiralananın ticari amaçla kullanılması, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı hallerde bu görev kuralını prensipte değiştirmez. 

Uyuşmazlık bir tüketici işleminden kaynaklanıyorsa tüketici mahkemesi görevlidir. Mal veya hizmeti ticari ya da mesleki olmayan amaçlarla edinen tüketici ile satıcı veya sağlayıcı arasındaki sözleşmeden doğan alacaklar bu kapsamdadır. Satış bedeli, hizmet bedeli, abonelik, kredi veya tüketiciye sunulan diğer mal ve hizmetler nedeniyle başlatılan icra takibine itiraz edilirse, görev değerlendirmesi tüketici işleminin varlığına göre yapılır. 

İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan ücret, tazminat ve diğer alacaklara ilişkin itirazın iptali davalarında iş mahkemesi görevlidir. Alacağın daha önce icra takibine konu edilmiş olması, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığın hukuki niteliğini değiştirmez. Görev, takip biçimine göre değil alacağın iş sözleşmesinden veya İş Kanunu kapsamındaki ilişkiden doğmasına göre belirlenir. 

Takibin çek, bono, fatura veya cari hesap gibi bir belgeye dayanması halinde de belgenin adıyla yetinilmemelidir. Davacının itirazın iptali davasında hangi hukuki sebebe dayandığı incelenmelidir. Talep doğrudan kambiyo senedinden doğan hakka dayanıyorsa uyuşmazlık ticari dava niteliği taşıyabilir. Buna karşılık senet yalnızca temel ilişkiyi ispat amacıyla ileri sürülüyor ve talep adi bir borç ilişkisine dayanıyorsa görev bu temel ilişkiye göre belirlenir.

Sonuç olarak itirazın iptali davasında görevli mahkeme her durumda asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi değildir. Takip konusu alacağın dayandığı gerçek hukuki ilişki belirlenmeli; uyuşmazlığın ticari dava, kira ilişkisi, tüketici işlemi, iş ilişkisi veya genel hükümlere tabi bir borç ilişkisi niteliğinde olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Görevli olmayan mahkemede dava açılması halinde mahkeme, görev dava şartı olduğundan davayı usulden reddederek görevsizlik kararı verir.

Hukuk Desteği

(Lütfen bakınız.)

(Lütfen bakınız.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir