ÜCRETİ ÖDENMEYEN İŞÇİNİN ÇALIŞMAMA HAKKI

Ücret, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinde bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücretin yanı sıra işçiye ödenen prim, ikramiye ve benzer nitelikte her çeşit istihkakın da, işçi adına özel olarak açılan banka hesabına yatırılarak, en geç ayda bir defa, tam ve zamanında ödenmesi gerekmektedir. İş Kanunu’nun […]

Devamını Oku

İRADE BOZUKLUKLARI (III)

İrade bozukluklarından yanılmaya ilişkin yazılarımız için (Bkz…) (Bkz…) Bu yazımızda ise aldatma ve korkutma hallerinden bahsedeceğiz. 2. Aldatma (Hile) Menfaat sağlamak amacıyla bir kimsede yanlış kanaatler uyandırarak onu aldatmak, gerçekte bilseydi yapmayacağı bir işlemi bu sayede yaptırmak olarak tanımlanabilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 36. maddesinde “Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. […]

Devamını Oku

MENFİ TESPİT DAVASI

Menfi tespit davası, borçlunun alacaklıya karşı borcu olmadığına ilişkin tespitin yapılmasını mahkemeden talep edebilmek üzere açabileceği, tespit davası niteliğinde bir dava türüdür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” denilerek menfi tespit davasının icra takibinden önce veya sonra açılabileceği düzenlenmiştir.  Menfi tespit davası icra takibinden önce açılmışsa, borcun yüzde on beşi oranında teminatın mahkeme veznesine yatırılarak icra […]

Devamını Oku

TÜZEL KİŞİLİĞİ OLAN TACİRİN TÜKETİCİ SIFATI

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da(“Kanun”) tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Ancak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19. maddesinde “Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum […]

Devamını Oku

ANONİM ŞİRKETLERDE GENEL KURUL KARARLARININ HÜKÜMSÜZLÜĞÜ (II)

Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlüğüne yol açan butlan ve yokluk hallerinden önceki yazımızda bahsetmiştik (Bkz…) Bu yazımızda ise diğer hükümsüzlük türlerei olan iptal edilebilirlik ve askıda hükümsüzlük hallerinden bahsedeceğiz. İptal Edilebilirlik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 445. maddesi gereğince; kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları, mahkeme kararıyla iptal edilebilir. […]

Devamını Oku

GARANTİ SÖZLEŞMELERİ

Garanti sözleşmeleri, alacaklı ve borçlu arasındaki temel borç ilişkisinden bağımsız olarak, garanti verenin, borçlunun edimi yerine getirmemesinden dolayı alacaklının uğradığı zararın tazminini üstlendiği sözleşmelerdir. Alacaklı ve borçlu arasındaki temel borç ilişkisine bağlı olarak, karşılıklı veya tek taraflı olarak üstlenilen edimler, garanti sözleşmelerinin konusu değildir. Garanti sözleşmelerinde “garanti alan” (temel borç ilişkisindeki alacaklı) ve “garanti veren” […]

Devamını Oku

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU

Görevi kötüye kullanma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında (rüşvet, zimmet, irtikap vb.), kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket ederek veya görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek kişilerin (gerçek veya tüzel kişiler) mağduriyetine yol açması, kamu zararına neden olması veya kişilere (gerçek veya tüzel kişiler) haksız bir […]

Devamını Oku

MODA HUKUKU

Moda hukuku, Dünya ekonomisinde büyük bir paya sahip olan tekstil, giyim ve moda sektörlerinin tasarım, üretim, tüketim, satın alma, bilişim, satış, pazarlama, dağıtım gibi birimlerinden oluşan tüm tedarik zinciri için hukuki bir alt yapı oluşturma ihtiyacına binaen ortaya çıkmış ve özellikle son yıllarda gelişim göstermiş bir hukuk disiplinidir. Moda hukuku; fikri mülkiyet hukuku, ticaret hukuku, uluslararası […]

Devamını Oku

HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI

Haysiyetsiz hayat sürme, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (“Kanun”) 163. maddesinde düzenlenen özel ve aynı zamanda nisbi boşanma sebeplerinden biridir. Haysiyetsiz hayat sürmek; toplumun ahlak, namus, şeref, haysiyet gibi kavramlarla ilgili genel algısına ve anlayışına aykırı hayat sürmek olarak tanımlanabilir. Yargıtay kararları doğrultusunda, eşlerden birinin randevu evi işletmesi, kumarbazlık, alkol ve/veya uyuşturucu bağımlılığı, homoseksüellik ve […]

Devamını Oku

DİKEY VE YATAY KAT MÜLKİYETİ

Kat mülkiyeti; bir arsa üzerinde inşaatı tamamlanmış binanın her bir bağımsız bölümü bakımından, bağımsız bölümlerin malikleri tarafından kurulabilen bağımsız mülkiyet hakkını ifade etmekte olup (bkz; ilgili yazımız…) kat mülkiyeti yapının inşa şekline göre yatay yahut dikey mülkiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Dikey bir yapının katları arasında kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulabileceği gibi, aynı arsa üzerinde […]

Devamını Oku