ÇEKİN ZİYAI VE İPTALİ

Çekin zayi olması, çekin kullanılmaz hale gelmesi veya çek üzerinde hak sahibi olan kişinin (hamil) kendi iradesi dışında sebeplerle çekin zilyetliğini kaybetmesi anlamına gelmektedir. Çekin çalınması, kaybolması, okunamayacak derecede tahrip edilmesi gibi durumlar çekin ziyaına örnek olarak gösterilebilir.   Çek zayi olduğunda, çekin iptal edilmesi için hamili tarafından, çekin keşide edildiği veya hamilin bulunduğu yerdeki asliye […]

Devamını Oku

ADLİ PARA CEZASININ TAKSİTLENDİRİLMESİ

Adli para cezası, Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 52. maddesinde“Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.“düzenlenmiş olup kişi hakkında doğrudan yahut seçenek yaptırım olarak […]

Devamını Oku

İRADE BOZUKLUKLARI (I)

İrade açıklaması, bir sözleşmenin kurulmasında en temel unsurdur. Geçerli bir irade açıklaması, irade ve beyanın birbirine uygun olmasıyla mümkün olur. İrade ve beyan birbirine uygun değilse, irade bozukluğu meydana gelir ve geçerli bir irade açıklamasının varlığından söz edilemez. Sözleşmelerde irade bozuklukları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“Kanun”) 30. ve 39. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanun’da bahsedilen […]

Devamını Oku

EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI SEBEBİYLE BOŞANMA – DUYGUSAL ŞİDDET

Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasına ilişkin genel hükümlerden bahsettiğimiz yazımızı incelemek için lütfen (Bkz…). Bu yazımızda, evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan hususlardan ilki olan duygusal şiddetten bahsedeceğiz. Evlilik birliğinde duygusal şiddet, eşlerden birinin diğer eşi küçümseyerek, hakaret ederek, sevgisiz, ilgisiz veya baskıcı davranarak, eşe psikolojik olarak eziyet ve acı vermesi olarak […]

Devamını Oku

KUSURSUZ SORUMLULUK (SEBEP SORUMLULUĞU)

Kusursuz sorumluluk, sorumluluğun kişinin kusuruna bağlanmadığı, yasal düzenlemelerle öngörülen ve zararı meydana getiren olay/olgu ile zarar arasında bir nedensellik bağının sorumluluğun varlığını ortaya koymak için yeterli görüldüğü bir sorumluluk türüdür. Kusursuz sorumluluk, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“Kanun”) 65. ve 71. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanun’da sayılan kusursuz sorumluluk halleri aşağıdakilerdir: Hakkaniyet Sorumluluğu Yasal düzenlemelerle öngörülen […]

Devamını Oku

EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI SEBEBİYLE BOŞANMA

Evlilik birliğinin sarsılması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (“Kanun”) 166. maddesinin I. ve II. fıkralarında düzenlenen genel ve aynı zamanda nisbi boşanma sebeplerinden biridir. Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanarak boşanma kararı verebilmek için evlilik birliği temelinden sarsılmış olmalı ve eşlerin ortak yaşamı sürdürmeleri kendilerinden beklenemez olmalıdır. Evlilik birliğini temelinden sarsan ve ortak yaşamı çekilmez kılan […]

Devamını Oku

BOŞANMA NEDENLERİNİN SINIFLANDIRILMASI (II)

4721 sayılı Türk Medeni Kanununda (“Kanun”) yer alan düzenlemelere bakıldığında boşanmanın sebeplerine ilişkin olarak iki farklı ayrıma gitmek mümkündür. Bu doğrultuda boşanma sebepleri, konularına göre özel ve genel boşanma sebepleri, etkilerine göre ise mutlak ve nisbi boşanma sebepleri olarak sınıflandırılabilmektedir. Konularına göre boşanma sebeplerinden bir önceki yazımızda bahsetmiştik (İlgili yazımız için bkz…) Bu yazımızda ise […]

Devamını Oku

GARANTİ VE KEFALET SÖZLEŞMELERİ ARASINDAKİ FARKLAR

Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) 581. maddede “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.”şeklinde düzenlenmiştir. Garanti sözleşmesi ise TBK’da açıkça belirtilmemiş olup üçüncü kişinin fiilini üstlenme başlıklı TBK 128. madde“Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Belirli […]

Devamını Oku

YÜZ KIZARTICI SUÇLAR

Yüz kızartıcı suç kavramı, ceza hukuku mevzuatımızda tanımlanmamış olmakla birlikte, objektif olmayan, görece bir değerlendirmeye göre kişinin toplum içerisinde utanç duygusunu harekete geçiren suçlar olarak tanımlanabilir. Yüz kızartıcı suçlardan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 5411 Bankacılık Kanunu gibi bazı özel kanunlarda bahsedilmiş ve bu suçlar Anayasa’nın 76. maddesinde örnekleme olarak sayılmıştır. Özel kanunlar ve […]

Devamını Oku

İŞÇİNİN ÇALIŞMA KOŞULLARINDA DEĞİŞİKLİK

İşçinin çalışma koşullarında esaslı değişikliğin neleri kapsadığı 4857 sayılı İş Kanununda (“Kanun”) düzenlenmemekle birlikte, Yargıtay kararlarına bakıldığında; ücret, yan haklar, çalışma yeri, görev tanımı, çalışma süreleri gibi çalışma koşullarında işçinin aleyhine ve durumunu ağırlaştıracak şekilde değişiklik yapılması olarak kabul gördüğü anlaşılmaktadır. Çalışma koşullarında yapılan bir değişiklik, işçinin yararına sonuçlar doğuruyorsa, bu değişiklik esaslı bir değişiklik […]

Devamını Oku