Düğün salonu, organizasyon şirketi, fotoğrafçı, kuaför veya benzeri işletmelerle sözleşme yapılırken çoğunlukla “kaparo” adı altında bir ön ödeme gerçekleştirilmektedir. Ancak düğünün ertelenmesi, evlilik kararından vazgeçilmesi, sağlık sorunu yaşanması veya beklenmeyen başka bir durumun ortaya çıkması halinde yapılan ödemenin iade edilip edilmeyeceği taraflar arasında uyuşmazlığa neden olabilmektedir.
Düğünün iptal edilmesi halinde kaporanın her durumda yanacağı veya her koşulda geri alınabileceği yönünde genel bir kural bulunmamaktadır. Ödemenin hukuki niteliği, sözleşmedeki iptal koşulları, düğünün neden ve ne zaman iptal edildiği, işletmenin yaptığı masraflar ve aynı tarih için başka bir organizasyon kabul edip edemediği birlikte değerlendirilmelidir.
Her “Kapora” Cayma Parası Mıdır?
Günlük hayatta sözleşme kurulurken yapılan her ön ödeme için kapora ifadesi kullanılmaktadır. Ancak Türk Borçlar Kanunu bakımından yapılan ödemenin adı değil, tarafların bu ödemeye hangi hukuki sonucu bağladığı önem taşımaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 177. maddesine göre sözleşme kurulurken verilen para, aksi kararlaştırılmadıkça cayma parası değil, sözleşmenin kurulduğunu gösteren bağlanma parası sayılmaktadır. Bağlanma parası, sözleşme yerine getirildiğinde toplam bedelden düşülmektedir. Dolayısıyla ödeme belgesinde yalnızca “kapora” yazması, tüketiciye herhangi bir gerekçe göstermeden sözleşmeden dönme hakkı tanındığı veya ödemenin her durumda işletmede kalacağı anlamına gelmemektedir.
Cayma parası ise Türk Borçlar Kanunu’nun 178. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Tarafların ödemenin cayma parası olduğunu açıkça kararlaştırması halinde parayı veren taraf sözleşmeden vazgeçerse verdiğini bırakmakta; parayı alan taraf vazgeçerse aldığı paranın iki katını geri vermektedir. Bununla birlikte tüketiciyle müzakere edilmeden hazırlanan standart bir sözleşmedeki cayma ve ücret kesintisi hükümleri, tüketici hukuku bakımından ayrıca haksız şart denetimine tabi tutulmaktadır.
Çift Düğünden Vazgeçerse Kapora Yanar Mı?
Düğünün çiftin kararıyla iptal edilmesi, tek başına yapılan bütün ödemelerin kesin olarak işletmede kalacağı anlamına gelmemektedir. Ancak iptalin salonun veya organizasyon şirketinin kusurundan kaynaklanmadığı durumlarda tüketicinin bütün ödemelerini koşulsuz şekilde geri alacağı da söylenemez.
Bu durumda öncelikle iptalin ne kadar erken bildirildiğine bakılmalıdır. Düğünün aylar öncesinden iptal edilmesi ve işletmenin aynı tarih için başka bir organizasyon kabul etmesi halinde işletmenin zararı hiç doğmamış veya önemli ölçüde azalmış olabilir. Buna karşılık düğünün organizasyona birkaç gün kala iptal edilmesi, salonun tarihi başka bir müşteriye verememesi ve yemek, süsleme veya personel için gider yapılmış olması halinde işletmenin somut zarar talep etmesi mümkün olabilir.
İşletmenin talep edebileceği tutarın, iptal nedeniyle gerçekten uğradığı ve belgeleyebildiği zararla bağlantılı olması gerekir. Henüz hiçbir hizmet sunulmamış ve önemli bir gider yapılmamış olmasına rağmen sözleşme bedelinin tamamının alınması veya bütün ödemelerin tutulması, tüketici aleyhine orantısız bir sonuç doğurabilir.
İptalin Erken Bildirilmesi Neden Önemlidir?
Düğünün yapılamayacağı anlaşıldığında işletmeye mümkün olan en kısa sürede yazılı bildirim yapılmalıdır. İptalin erken bildirilmesi, işletmenin aynı tarih için başka bir müşteriyle sözleşme yapmasına imkan sağlayabilir ve talep edilebileceği zarar miktarını azaltabilir.
Örneğin düğünden altı ay önce yapılan iptal ile düğünden iki gün önce yapılan iptal aynı şekilde değerlendirilmeyecektir. İşletme, iptalin ardından aynı tarih ve saat için başka bir düğün kabul etmişse artık o tarih nedeniyle gelir kaybına uğradığını ileri sürmesi güçleşecektir. Bununla birlikte tüketiciye özel olarak yaptırılmış ve başka bir organizasyonda kullanılamayacak ürünlere ilişkin belgeli giderler ayrıca değerlendirilebilir.
Bu nedenle iptal bildirimi yalnızca telefon görüşmesiyle yapılmamalıdır. WhatsApp mesajı, e-posta, iadeli taahhütlü mektup veya noter ihtarnamesi gibi sonradan ispatlanabilecek bir yöntem tercih edilmelidir.
İşletme Kaporanın Tamamını Tutabilir Mi?
İşletmenin kaporanın tamamını tutup tutamayacağı, yaptığı masraflar ve uğradığı gerçek zarar dikkate alınarak belirlenmektedir. İşletmenin yalnızca “Sözleşmede kapora iade edilmez yazıyor” demesi, ödemenin tamamının tutulması için her durumda yeterli değildir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dahil edilen ve tarafların hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine dürüstlük kuralına aykırı bir dengesizlik oluşturan hükümler haksız şart niteliğindedir. Haksız şartlar tüketici bakımından kesin olarak hükümsüz olmakla birlikte sözleşmenin diğer hükümleri geçerliliğini korumaktadır. Açık veya birden fazla anlama gelen hükümler ise tüketici lehine yorumlanmaktadır.
Bu kapsamda “Düğün hangi tarihte ve hangi sebeple iptal edilirse edilsin yapılan hiçbir ödeme iade edilmez” veya “Tüketici vazgeçerse henüz sunulmayan hizmetlerin tamamını öder” şeklindeki hükümler, somut olayda tüketici aleyhine orantısız bir dengesizlik oluşturup oluşturmadıkları yönünden değerlendirilmelidir.
İşletmenin tüketiciye özel olarak yaptığı masrafları, satın aldığı ürünleri, çalıştırdığı personeli ve tarihi başka bir müşteriye verememesi nedeniyle uğradığı zararı somutlaştırması gerekir. İşletmenin zararı yapılan ön ödemeden azsa aradaki tutarın tüketiciye iadesi; zarar ön ödemeye eşit veya daha yüksekse bunun belge ve hesaplarla ortaya konulması gündeme gelebilir.
Hukuk Desteği
