İŞÇİNİN SIR SAKLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ – VII

Bir önceki yazımızda sır saklama yükümlülüğünün süresinden bahsetmiştik (Lütfen bkz…). Bu yazımızda ise sır saklama yükümlülüğünün sona ermesinden bahsedeceğiz.

İşçinin sır saklama yükümlülüğünün çeşitli nedenlerle sona ermesi söz konusu olabilmektedir. Bu nedenlerden biri, sırrın aleniyet kazanmasıdır. Bu halde sır, unsurlarından olan bilinmezlik özelliğini kaybetmektedir. Sırrın aleniyet kazanması; işçi tarafından sır saklama yükümlülüğüne aykırılıkla, sırrın sahibi tarafından ya da üçüncü bir kişi müdahale ve etkisiyle de sağlanabilmektedir.

Sır saklama yükümlülüğünü sona erdiren bir diğer neden, sırrın paylaşılmasının kamu yararı teşkil etmesidir. Yargıtay’ın bir kararına[1] da konu olduğu üzere, örneğin işçiden mahkeme kararıyla işyerine ait birtakım sırları açıklaması talep edilmişse, bu halde işçinin sır saklama yükümlülüğünün ihlalinden bahsedilememektedir.

Son olarak, işverenin haklı menfaatinin ortadan kalkmasıyla da sır saklama yükümlülüğü sona erecektir. Türk Borçlar Kanunu’nun işçinin sır saklama yükümlülüğünün düzenlendiği temel hüküm olan 396. maddesinde “İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmektedir. Dolayısıyla bu düzenlemeden hareketle, işverenin haklı menfaati gerektirdiği sürece sır saklamakla yükümlülüğünün devam edeceği, işverenin haklı menfaati söz konusu olmadığı veya ortadan kalktığı hallerde, işçinin sır saklama yükümlülüğünün sona ereceği anlaşılacaktır.

Bir sonraki yazımızda sır saklama yükümlülüğünün ihlalinin hüküm ve sonuçlarından bahsedeceğiz.

Hukuk Desteği


[1] Y. 9. HD., 12.09.2011, E. 2011/222, K. 2011/584; “…Dosya içeriğine göre, davalı işyerinde müşteri mühendislik uzmanı olarak görev yapan davacının görev yaptığı dönemde 1.5.2008 fesih ta­rihinden önce şirkete ait gizli bilgi ve belgeleri üçüncü kişilere verdiği ya da şirkete ait meslek sırlarını ortaya attığı yolunda bir tespitin bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinin 1.5.2008 tarihinde fiilen sona erdirildiği aynı gün davacının eşyalarını toplaması sırasında şirket yet­kililerinin şüphe üzerine davacının hard diskine el koymak istedikleri, davacının direnmesi ve şirket yetkililerinin ihbarı ile zabıta tarafından bu diske el konulduğu anlaşılmaktadır.  Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğünün 16.10.2008 tarihli yazı içeriği ve Dijital Veri İnceleme Büro Amirliğince yapılan teknik inceleme raporundan davalı şirkete ait bilgi, belge ve dokü­manlar olduğu tespit edilmiştir. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/29010 Sayılı konuş­turma evrakında şirket adına müşteki olarak ifadesi alınan İnsan Kaynakları Yönetici İ. Ö.  Ç. çözünürlüğü yapılan bu bilgilerden bir kısmının Antalya’daki tesise ait tank treyler bilgi­leri olduğunu, bu bilgilerin müşteriler tarafından bilinmeyerek ticari sır niteliği taşıdığını, bu bilgileri davacının kullanıp kullanmadığını bilmediğini kullanmış olabileceğini ayrıca Antalya’daki firma ile ilgili bir dava dosyasına ibraz ettiğini öğrendiğini belirtirken Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/235 Sayılı dosyasındaki ifadesinde davacıya şirket tara­fından teknik bilgilerin depolanması için bilgisayar verdiğini, şirket ile sanık arasında ihti­laf doğduğunu, iş akdinin feshedildiğini, şirkete ait bilgileri kendisine ait harici hard diske kopyalamış olabileceğinden şüphelenmesi üzerine bu diske el koymak istediklerini, davacının direnmesi üzerine polis çağırdıklarını sanığın sözleşmesinin feshinden sonra kendisinden şir­kete ait eşyaları ve bilgisayarı istediklerini harici hard diske fesih günü el koymak istediklerin bildirmiştir. Tanık ifadesinden de anlaşılacağı üzere sözleşmenin feshinden önce davacının şirkete ait bilgi ve belgeleri üçüncü kişilere verdiği ya da gizli bilgileri kullandığı yolunda bir tespit bulunmamaktadır. Öte yandan davalı tanığı-müşteki, davacının şirkete ait bir takım bilgileri Antalya’da görülmekte olan bir dava dosyasına ibraz ettiğini ileri sürerek bunun da sır saklama yükümlülüğüne aykırı olduğu belirtmekte ise de, bu dosya davacının 29.3.2007 tarihinde Antalya K… Belek otelinde gaz tahliyesi yapılırken meydana gelen patlama sonucu bir kişinin ölümü birden fazla kişinin yaralanması ve maddi hasar meydana gelmesi sebe­biyle proje sorumlusu mühendis olarak hakkında ceza davası açılan dosyadır. Davalı işveren firma ile K… Belek Oteli arasındaki sözleşme gereği sıkıştırılmış doğalgaz sistemini kurmak için CNG dönüşümü için planlama yapıldığı davacının bu planlamada dönüşüm projesinin mühendisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının gerek şirkette üstlendiği görev ge­rekse yargılandığı dava dosyası sebebiyle kendisine ait özel hard diskinde şirkete ait bir takım bilgi ve belgelerin bulunması doğaldır. Davalı işveren davacının bu bilgileri üçüncü kişile­re vererek sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiğini şirket menfaatlerinin davacının eylemi  dolayısıyla zarar gördüğünü kanıtlayamamıştır. Davacının sanık olarak yargılandığı dava dosyasına da sorumlu mühendis olarak görev aldığı projeye ilişkin bilgileri sunması savunma hakkı kapsamında kalan eylem niteliğinde olup bu davranışının sır saklama yükümlülüğü­nün ihlali olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir. Davalı işveren davacının iş sözleşmesinin haklı veya geçerli sebeplerle feshedildiğini kanıtlayamadığından davanın kabu­lüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olmuştur…”,

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir