EVLİLİK SONRASI KADININ SOYADI: YASA DEĞİŞİKLİĞİ SONRASI MEVCUT HUKUKİ DURUM

Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) 187. maddesi, evlenen kadının kocasının soyadını alacağını, talep etmesi halinde ise önceki soyadını kocasının soyadının önünde kullanabileceğini düzenlemekteydi. Bu düzenleme uyarınca kadın, evlendikten sonra kendi bekarlık soyadını tek başına kullanamamakta; buna karşılık erkek, evlilikten sonra kendi soyadını herhangi bir değişikliğe uğramaksızın kullanmaya devam etmekteydi.

Anayasa Mahkemesi, 22.02.2023 tarihli ve 2022/155 Esas, 2023/38 Karar sayılı kararı ile evlilik sonrası kadını soyasını düzenleyen bu ilgili hükmü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararının temelinde, kadının evlenmeden önceki soyadını evlilik sonrasında tek başına kullanamamasının cinsiyet temelinde farklı muamele oluşturduğu ve bu farklı muamelenin eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirmesi yer almaktadır.

Soyadı, kişinin kimliğinin ve kişilik hakkının önemli bir unsurudur. Bu nedenle evlilik sonrasında kadının soyadına ilişkin sınırlama, yalnızca nüfus kayıtlarının düzeni veya aile birliği gerekçesiyle açıklanabilecek teknik bir mesele değildir. Anayasa Mahkemesi de kararında, nüfus kayıtlarının düzenli tutulması amacının kadının kendi soyadını tek başına kullanmasının engellenmesi için makul ve yeterli bir neden olarak kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır.

İptal kararı 28.01.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarih itibarıyla, kadının evlenmekle kocasının soyadını almasını zorunlu kılan kanuni dayanak ortadan kalkmıştır. Ancak iptal edilen hükmün yerine, evlilik sonrasında eşlerin soyadının nasıl belirleneceğini açıkça düzenleyen yeni bir kanuni düzenleme henüz yürürlüğe girmemiştir.

Bu nedenle mevcut durumda uygulamada bir belirsizlik ortaya çıkmaktadır. Bir yandan TMK m.187 iptal edilmiş ve kadının kocasının soyadını alma zorunluluğunun kanuni dayanağı ortadan kalkmıştır. Diğer yandan Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin evlenen kadının soyadına ilişkin hükmünde, evlenen kadının kocasının soyadını alacağına dair düzenleme yer almaya devam etmektedir.

Normlar hiyerarşisi gereğince yönetmelik hükümlerinin kanuna, Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı şekilde uygulanmaması gerekir. Buna rağmen idari uygulamada evlilik işlemleri çoğu zaman mevcut yönetmelik ve sistem altyapısı üzerinden yürütülmektedir. Bu nedenle yalnızca kendi bekarlık soyadını kullanmak isteyen kadınlar bakımından, nüfus işlemleri sırasında talebin doğrudan kabul edilmemesi ihtimali gündeme gelebilmektedir.

Uygulamada bu durumda başvurulan yol, evlilik nüfusa işlendikten sonra kadının kendi bekarlık soyadını tek başına kullanabilmesi için dava açmasıdır. Bu davalarda Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, Anayasa’nın eşitlik ilkesine ilişkin hükümleri, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ve özel hayata saygı hakkı temel dayanaklar olarak ileri sürülmektedir.

Bu tür davalarda uyuşmazlık, yalnızca nüfus kaydında teknik bir düzeltme yapılmasından ibaret değildir. Asıl mesele, evlilik sonrasında kadının kimlik hakkı, kişilik hakkı ve eşitlik ilkesi çerçevesinde kendi soyadını kullanmaya devam edip edemeyeceğidir. Bu nedenle hukuki değerlendirme yapılırken Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının bağlayıcılığı ve soyadının kişilik hakkı niteliği birlikte ele alınmalıdır.

Mevcut aşamada, evlenen kadının yalnızca kendi soyadını kullanabilmesine ilişkin açık ve yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe girmediğinden, uygulamadaki belirsizlik devam etmektedir. TBMM kayıtlarında bu konuda komisyon aşamasında bulunan kanun teklifleri yer almakla birlikte, henüz yürürlüğe girmiş kesin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, TMK 187. maddesinin iptali ile birlikte kadınların evlilik sonrasında kendi soyadlarını tek başına kullanmasının önündeki kanuni engel ortadan kalkmıştır. Ancak idari uygulama ve yönetmelik düzeyindeki mevcut durum nedeniyle, bu hakkın doğrudan nüfus işlemleri sırasında kullanılmasında sorunlar yaşanabilmektedir.

Bu nedenle evlilik sonrasında yalnızca bekarlık soyadını kullanmak isteyen kadınlar bakımından, başvuru süreci ve olası dava yolu somut durum özelinde değerlendirilmelidir. İdari başvurunun sonucu, nüfus kaydının mevcut durumu, evlilik tarihi ve talebin kapsamı dikkate alınarak hukuki yol belirlenmelidir.

Hukuk Desteği

(Lütfen bakınız.)

(Lütfen bakınız.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir