Düğün tarihinin aylar öncesinden belirlenmesi, davetiyelerin dağıtılması, şehir dışından gelecek misafirler için ulaşım ve konaklama planlarının yapılması sonrasında düğün salonunun organizasyonu gerçekleştiremeyeceğini bildirmesi ciddi mağduriyetlere neden olabilmektedir. Özellikle iptalin düğüne birkaç gün kala veya düğünden bir gün önce bildirilmesi halinde çiftin aynı tarih için yeni bir salon bulması güçleşmekte ve yeni organizasyon için çok daha yüksek bedeller ödenmesi gerekebilmektedir.
Düğün salonunun organizasyonu tek taraflı olarak iptal etmesi halinde çift, yalnızca yaptığı ödemenin iadesini değil, belirli koşullar altında iptal nedeniyle uğradığı diğer zararların karşılanmasını da talep edebilir.
Düğün Salonunun Organizasyonu İptal Etmesi Ayıplı Hizmet Midir?
Düğün salonu işletmesi ile ticari veya mesleki olmayan amaçlarla yapılan sözleşme, kural olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bir tüketici işlemidir. Salon işletmesi, sözleşmede kararlaştırılan hizmeti belirtilen tarih, saat ve özelliklere uygun olarak sunmakla yükümlüdür.
Hizmetin sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya kararlaştırılan özellikleri taşımaması ayıplı hizmet olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle düğün salonunun kararlaştırılan tarihte hizmet vermeyeceğini bildirmesi, salonu başka bir organizasyona tahsis etmesi, salonun kullanılamayacağını ileri sürmesi veya sözleşmedeki organizasyonu tamamen iptal etmesi ayıplı hizmet ve sözleşmeye aykırılık niteliği taşıyabilir.
Salon işletmesinin “Düğünü başka bir tarihte yapabiliriz” şeklinde bir öneride bulunması da tüketiciyi bu öneriyi kabul etmek zorunda bırakmaz. Düğün hizmeti belirli bir tarih ve saatte anlam taşıdığından, düğün tarihinden sonra sunulacak aynı hizmet çoğu durumda tüketicinin sözleşmeden beklediği faydayı sağlamayacaktır. Türk Borçlar Kanunu’nda da gecikme sonucunda ifanın alacaklı için yararsız kalması veya edimin belirli zamanda yerine getirilmesinin sözleşmenin esasını oluşturması halinde borçluya ayrıca süre verilmesinin gerekmediği düzenlenmiştir.
Ödenen Kapora ve Diğer Bedeller Geri Alınabilir Mi?
Düğün salonunun kendi kusuru veya işletmesel tercihi nedeniyle organizasyonu iptal etmesi halinde tüketici, sözleşmeden dönerek kapora, ön ödeme ve diğer adlar altında ödediği bedellerin iadesini isteyebilir.
6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici, ayıplı hizmet halinde hizmetin yeniden görülmesini, hizmet sonucunda ortaya çıkan eserin ücretsiz onarılmasını, ayıp oranında bedel indirimini veya sözleşmeden dönmeyi talep edebilir. Sözleşmeden dönme hakkının kullanılması halinde ödenen bedelin tüketiciye derhal iade edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda salonun “Kapora hiçbir koşulda iade edilmez” şeklindeki genel bir sözleşme hükmüne dayanması yeterli değildir. İptalin salon işletmesinden kaynaklanması halinde henüz sunulmamış hizmetin bedelinin işletmede bırakılması, somut olayın özelliklerine göre tüketici aleyhine sonuç doğurabilir.
Tüketici, iptal bildiriminin ardından salon işletmesine yazılı olarak başvurarak sözleşmeden döndüğünü, organizasyonun işletme tarafından iptal edildiğini ve yaptığı ödemelerin belirli bir süre içinde iadesini talep ettiğini bildirmelidir. Telefonla yapılan görüşmelerin ardından WhatsApp mesajı, e-posta veya noter ihtarnamesi gibi ispatlanabilir bir yöntemle yazılı bildirim yapılması önem taşımaktadır.
Yeni Tutulan Salonun Fiyat Farkı Talep Edilebilir Mi?
Düğün salonunun son anda iptal etmesi üzerine çiftin aynı tarih için daha yüksek bedelle başka bir salon tutması gerekebilir. Bu durumda yeni salon için ödenen bedel ile iptal edilen sözleşmedeki bedel arasındaki makul farkın tazminat olarak talep edilmesi gündeme gelebilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 112. maddesine göre borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanun’un 125. maddesi uyarınca sözleşmeden dönen taraf, daha önce yerine getirdiği edimleri geri isteyebileceği gibi, borçlunun kusursuz olduğunu ispatlayamaması halinde sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğradığı zararın karşılanmasını da talep edebilir.
Ancak yeni salon için ödenen her tutarın otomatik olarak eski salon işletmesinden alınabileceği söylenemez. Yeni salonun önceki salonla benzer kapasite ve hizmet özelliklerine sahip olması, fiyat farkının piyasa koşullarına göre makul bulunması ve ödemenin fatura veya banka dekontuyla belgelenmesi gerekir.
Örneğin 500 kişilik yemekli bir düğün için sözleşme yapılmışken iptal sonrasında zorunlu olarak aynı nitelikte başka bir salon tutulmuşsa aradaki fiyat farkı talep edilebilir. Buna karşılık önceki organizasyondan çok daha kapsamlı ve yüksek nitelikte yeni bir paket tercih edilmesi halinde farkın tamamının karşı taraftan istenmesi mümkün olmayabilir. Şunu unutmamak gerekir, salon kiralanması döneminde yakın çevrede zaten sayıca seçenek azalmış ve hatta hiç kalmamış olabilir. İptal olunan salonla birebir aynı özelliklerde ikinci bir salon bulmak her zaman kolay ve mümkün olmayabilir, bu durumda hakkaniyetle ve iyiniyetle yaklaşık özellikleri benzer salon bulmak için yeterince çaba sarf edildiğinin ispat edilmesi yeterli olacaktır. Öbür türlüsünü düşünmek bu defa hem mağdur hem de zaten salonu kiraya verenin kusur ve yüzünden sebep olunmuş zararı azaltmak için kiralama yapacak olan tarafa ilave külfet yüklemek manasına gelecektir. Bu noktada da hukuki denge korunamayabilecektir.
Hukuk Desteği
