Kanunlarda idari yaptırım öngörülen fiillerin gerçekleştirilmesi halinde ilgili idareler tarafından idari para cezası uygulanabilmektedir. Trafik kurallarının ihlali nedeniyle verilen para cezaları da bu kapsamda en sık karşılaşılan idari yaptırımlardan biridir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca idari para cezasına ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine başvurulabilmektedir. Bu süre içerisinde itirazen başvuruda bulunulmaması halinde ise idari yaptırım kararı kesinleşmektedir.
İdari para cezasına karşı süresi içerisinde itiraz edilmiş olması halinde ise cezanın tahsilinin hangi aşamada gerçekleştirilebileceği önem taşımaktadır. Zira 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinde genel bütçeye gelir kaydedilecek idari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairelerine gönderileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla idari para cezasının 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsil edilebilmesi bakımından cezanın kesinleşip kesinleşmediğinin öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Danıştay 8. Dairesi de 10.02.2026 tarihli, 2025/6734 E. ve 2026/675 K. sayılı kararında bu hususu incelemiştir. Karara konu olayda, hız sınırının aşılması nedeniyle sürücü hakkında 1.506,00 TL trafik idari para cezası düzenlenmiş ve sürücü söz konusu cezaya karşı süresi içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz etmiştir. Ancak itiraza ilişkin yargılama henüz devam ederken para cezasının tahsili amacıyla idari yaptırım tutanağı vergi dairesine gönderilmiş ve cezanın tahsili için ödeme emri düzenlenmiştir. İdari para cezasına ilişkin itiraz ise ödeme emrinin düzenlendiği tarihten sonra reddedilmiştir.
Danıştay kararında;“İdari yaptırım olan söz konusu idari para cezasına karşı sulh ceza mahkemesine itiraz edilmiş ise; bu durumda idari para cezasının kesin hâl kazanması, ancak mahkeme kararının -kanun yolları tüketilerek- kesinleşmesi üzerine mümkündür. İdari para cezasına ilişkin sözü geçen her iki ayrı durum gerçekleşince, tahsil dairesince tahsil edilebilecek nitelik kazanmış kamu alacağı olarak kendisini gösterir.” denilerek, idari para cezasına karşı yargı yoluna başvurulmuş olması halinde cezanın ancak yargısal sürecin tamamlanmasının ardından tahsil edilebilir bir kamu alacağı haline geleceği belirtilmiştir.
Kararda ayrıca; “Ödeme emri aşamasına, idari para cezası kesinleşmeden, kamu alacağının kaynaklandığı kanununda ödeme zamanı varsa vadesi gelmeden ya da kanununda ödeme zamanı belirlenmemiş olanlar için tanınan ödeme süresi sona ermeden geçilemez. Aksi takdirde düzenlenen ödeme emri hukuka aykırı olacaktır.” ifadelerine yer verilmiştir.
Danıştay bu nedenle, idari para cezası kesinleşmeden 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsil yoluna gidilmesinin mümkün olmadığına ve kesinleşmemiş idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptal edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Sonuç olarak idari para cezasına karşı süresi içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine başvurulmuşsa, yargılama devam ederken para cezasının kesinleştiğinden söz edilemeyecektir. Bu süreç tamamlanmadan cezanın 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırıdır. Bu nedenle idari para cezasına dayanan bir ödeme emrinin tebliğini müteakip, cezanın kendisinin yanı sıra ödeme emrinin düzenlendiği tarihte idari para cezasının kesinleşmiş olup olmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir.
Hukuk Desteği
