SANIĞIN AKIL HASTASI OLMASI

akıl-hastası

Ceza sorumluluğu kişilerin işledikleri suçlar bakımından sorumlu tutulabilmeleri için gereken sorumluluktur. Ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan hallerin varlığında kişi işlediği suçlar bakımından sorumlu tutulamaz.

Ceza sorumluluğunun mevcut olabilmesi için birtakım şartların varlığı aranır:

  • İsnat Yeteneği
  • Kusurluluk

İsnat yeteneği; unsurları anlama, tanımlayabilme ve düzenleyebilme yeteneği olarak ifade edilebilir. Başka bir deyişle kişinin iradi olarak hareket edebilmesi isnat yeteneğine sahip olduğunu gösterir. İradi olarak bir fiili işlemeyen kişiler hakkında ise suçla alakalı bir illiyet bağının saptanması güçtür. Kusurluluk ise, hukuka aykırı bir fiili işlemek anlamına gelmektedir. Açıklayacak olursak suçun isnat edilebilmesi için yalnızca hukuka aykırı sonuç yeterli değildir, hukuka aykırı fiilin varlığı da aranır.

Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan sebepler failin iradesine ve ayırt etme gücüne yönelik olan kişilerin şahsına ait sebeplerdir. Bunlardan bir tanesi de akıl hastalığıdır. Akıl hastalıklarının kişilerin ayırt etme güçlerini ve iradelerini etkilediği su götürmez bir gerçek olduğundan akıl hastalığı Türk Ceza Kanunu’nda ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan sebepler adı altında yer almış ve 32. maddede: “Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

İlk fıkrada değerlendirilen işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği bulunayan kimselerin durumu “tam akıl hastalığı” olarak adlandırılır. İkinci fıkrada düzenlenen kişinin davranışlarının yönlendirme yeteneğinin azalaması ise “kısmi akıl hastalığı” olarak adlandırılır.

Akıl hastalığının varlığının iddiası veya re’sen akıl hastalığının varlığından şüphelenilmesi halinde akıl hastalığına ilişkin incelemelerin yapılması adına şüpheli/sanık, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi veya Adli Tıp Kurumu’na yönlendirilerek durumun tespiti istenir.  Hastalığın varlığının ortaya çıkması halinde kişi hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunur veya hastalık derecesine göre cezada indirim yapılır.

Hastalığın sonradan ortaya çıkması cezai sorumluluğu azaltmaz. Hastalık suçun işlendiği anda mevcut olmalıdır.
                                                                                                                   Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir