YABANCI MAHKEMELER TARAFINDAN VERİLEN İFLAS KARARLARININ TENFİZİ

İflas hukuku ve dolayısıyla cebri icra, devletin egemenlik yetkisini kullanımına ilişkin olup kamu düzenini ilgilendirir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) madde 54/1 “Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.” hükmü uyarınca iflas kararlarının kesin […]

Devamını Oku

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VİYANA SATIM SÖZLEŞMESİ’NİN UYGULAMA ALANI – I

Bir önceki yazımızda Birleşmiş Milletler (“BM”) Viyana Satım Sözleşmesi’nden (“CISG”) genel hatlarıyla bahsetmiştik (Lütfen bkz…).Bu yazımızda CISG’nin taraf bakımından uygulama alanına değineceğiz. Taraf bakımından uygulama alanı: CISG’nin bir uluslararası mal satım sözleşmesine uygulanabilmesi için, 1.maddesiuyarınca ön koşul olarak, satım sözleşmesinin kuruluşu anında tarafların işyerlerinin farklı devletlerde bulunuyor olması gerekmektedir. Tarafların işyerlerinin farklı devletlerde bulunması hususu […]

Devamını Oku

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VİYANA SATIM SÖZLEŞMESİ (United Nations Convention on Contracts for the International Sales of Goods (“CISG”))

Av. Yasemin ÇORAK&Av. Sevcen CAN Küreselleşmeyle birlikte ticaretin uluslararası ölçekte genişlemesi, çoğunlukla satım sözleşmesi akdetmek suretiyle kurulan uluslararası ticari ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıkların etkili bir şekilde çözümlenmesine ilişkin problemleri de beraberinde getirmiştir. Uluslararası çapta ticari faaliyetlerinde başta hukuki güvenliği teminat altına almak amacıyla devletler, uluslararası çerçevede yeknesak maddi hukuk kurallarına ihtiyaç duymuştur. Özellikle 20. yüzyılın ikinci […]

Devamını Oku

YABANCILARA SÜRESİZ ÇALIŞMA İZNİ VERİLMESİ

Yabancıların çalışma izinlerinin nasıl olduğunu ve nasıl alındığını (Bkz.ilgili yazımız…) ve diğer çalışma izni türleri olan süreli çalışma iznini (Bkz.ilgili yazımız…) ve istisnai çalışma iznini (Bkz.ilgili yazımız…) daha önceki yazılarımızda anlatmıştık. Bu yazımızda ise yabancılara süresiz çalışma izni verilmesi ve süresiz çalışma izninin niteliğini inceleyeceğiz. Süresiz çalışma izni; Türkiye’de en az sekiz yıl yasal ve […]

Devamını Oku

VATANSIZLAR

Vatansızlar, herhangi bir ülkeyle vatandaşlık bağı bulunmayan ve Türkiye’de de yabancı sayılan kişilerdir. Vatansızlar, ayrı bir hukuki statüde değerlendirilir, mültecilerden veya göçmenlerden farklı uygulamalara tabidirler. Başka bir ülkede vatandaşlığı olanların yanısıra başka bir ülkede vatansızlık belgesi olanların da başvuruları geçersiz kabul edilir. Vatansız kişinin yasal biçimde ülkede ikametini sürdürebilmesi için Türkiye’de bulunduğu ildeki valiliğe giderek […]

Devamını Oku

TENFİZ NEDİR?

Yabancı mahkemelerin verdikleri kararların Türkiye’de yargılaması yapılmış gibi kesin hüküm etkisi yaratabilmesi için tanımanın gerçekleşmesi gerektiğini önceki bir yazımızda (Bkz.İlgili yazımız…) belirtmiştik. Bu yazımızda ise tenfiz konusunu ele alacağız. Tenfiz, yabancı mahkemelerin verdikleri kararların Türkiye’de icraya konulabilmesi için gereken karardır. Başka bir deyişle, yabancı bir mahkemenin verdiği kararın Türkiye’de icra edilebilmesi tenfiz kararı alınmasına bağlıdır. […]

Devamını Oku

YABANCILARIN ÇALIŞMA İZNİ

Yabancıların Türkiye’de çalışmaları, uluslararası sözleşmelerle aksi kararlaştırılmadıkça izne tabidir. Söz konusu izin kural olarak işe başlamadan önce alınır ancak, Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun madde 4’te düzenlendiği üzere “Ülke menfaatlerinin gerekli kıldığı hallerde veya mücbir nedenlere bağlı olarak, çalışmaya başlamadan önce ilgili makama bilgi vermek koşuluyla, çalışma süresi bir ayı geçmemek ve Çalışma ve Sosyal […]

Devamını Oku

TANIMA

Tanıma, yabancı bir ülkede verilen bir mahkeme kararının kesin hüküm etkisinin kabul edilmesi anlamına gelir. Başka bir deyişle yargılaması yabancı bir ülkede yapılan bir hukuk davasına ilişkin hükmün, Türkiye’de yargılaması yapılmış gibi kesin hüküm oluşturması halidir. Yalnızca çekişmeli davalar değil, çekişmesiz yargı işlerinin, kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem […]

Devamını Oku

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE GÖRE KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA

Ülkemizin 18.5.1954 tarihinde onaylayarak taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (“AİHS”) mülkiyet hakkını esasen üç ilke üzerine oturtmuştur. Bunlar kısaca: genel olarak mülkiyet hakkına saygı, kamu yararı nedeniyle hukuka uygun şekilde mülkiyet hakkından yoksunluğun meşruluğu, kamu yararına uygun şekilde mülkiyet hakkının kullanım düzenlenmesinin meşru bir müdahele sayılması. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) önüne gelen dosyalarda […]

Devamını Oku

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE MÜSTEHCENLİK İDDİASI

İfade özgürlüğünin serbestçe kullanılması, toplumun bir arada ve barış içinde yaşamasını sağlayan temel ihtiyaçlardandır. İfade özgürlüğü toplumda kanaat oluşumunun ve kamusal tartışmanın varlığını mümkün kılacak en büyük demokrasi aracıdır. Bu doğrultuda ifade özgürlüğü, iç hukukta birçok devlet tarafından anayasal düzeyde ve/veya uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmıştır. Söz konusu uluslararası sözleşmelerin başında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi […]

Devamını Oku