İSPAT YÜKÜ VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRILIK KRİTERİ – IV

Bir önceki yazımızda hayatın olağan akışına aykırılık kriterinin ispat yüküne etkisine ilişkin Yargıtay kararlarından örnekler vermeye başlamıştık (Lütfen bkz…). Bu yazımızda taraf iradelerinin yorumlanması noktasında hayatın olağan akışına aykırılık kriterinin uygulandığı diğer karar örneklerinden bahsedeceğiz. Yargıtay, özellikle irade sakatlığı iddialarında, ihtilafın doğduğu sözleşmelerde tarafların iradelerinin yorumlanmasında da hayatın olağan akışına uygunluk kriterini uygulamaktadır. Yargıtay bir […]

Devamını Oku

BASİT YARGILAMA USULÜNDE TAHKİKAT

Basit yargılamada tahkikat aşaması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“Kanun”) 320. maddesinde ön incelemeyle (Bkz: …) birlikte düzenlenmiştir. Anılan maddenin 3. fıkrasında “Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla […]

Devamını Oku

İSPAT YÜKÜ VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRILIK KRİTERİ – III

Bir önceki yazımızda hayatın olağan akışına aykırılık kriterinin ispat yüküne etkisini açıklamıştık (Lütfen bkz…) Bu yazımızda konuya ilişkin Yargıtay kararlarından örnekler paylaşacağız. Yargıtay’ın ispat yükünün belirlenmesinde hayatın olağan akışı kriterini uygulamasına aşağıdaki örnekler gösterilebilir: Yargıtay inanç ilişkisi ve kötüniyet iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin bir kararında[1], taşınmazı muvazaalı şekilde arkadaşına devreden önceki […]

Devamını Oku

YETKİ İTİRAZININ KÖTÜNİYETLİ OLARAK İLERİ SÜRÜLMESİ

Bir önceki yazımızda (Lütfen Bkz.) yetki itirazının nasıl ileri sürülebileceği hususundan bahsetmiştik. Bugünkü konumuzu ise yetkisizlik itirazının kötüniyetli olarak yapılması halinde ne olacağı bahsi oluşturmaktadır. Bu noktada özellikle usul ekonomisi ilkesi büyük önem taşımaktadır. Türk hukuk öğretisinde dava ekonomisi olarak da anılan usul ekonomisi ilkesi, genel olarak boş yere dava açılmasını, yargılama sırasında gereksiz işlemlerin yapılmasını ve […]

Devamını Oku

BASİT YARGILAMA USULÜNDE DİLEKÇE ve DELİLLERİN SUNUMU

Basit yargılama usulünü ve bu usule tabi dava ile işlerin hangileri olduğunu bir önceki yazımızda açıklamıştık. Şimdiki yazımızla bağlantısı gereğince, okumanızı tavsiye ederiz. (Bkz:https://hukukdestegi.com/tr/2021/05/21/hukuk-davalarinda-basit-yargilama-usulune-tabi-dava-ve-isler/) Basit yargılama usulüyle yürütülen davaların açılması veya bu davalara cevap verilmesi, aynen yazılı yargılamada olduğu gibi dilekçeyle mümkün olmaktadır. Kişi eğer dava açmak istiyorsa; davanın hangi yargılama usulüne tabi olduğundan bağımsız […]

Devamını Oku

İSPAT YÜKÜ VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRILIK KRİTERİ – II

“HAYATIN OLAĞAN AKIŞI” KAVRAMI Bir önceki yazımızda ispat yükü kavramına ve temel ispat yükü kuralına bir giriş yapmıştık (Lütfen bkz…). Bu yazımızda hayatın olağan akışına aykırılık kavramını açıklayacağız. İspat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kuralın istinaları; fiili karineler veyahut hayatın olağan akışına aykırı vakıaların ispatı, ispat yükünün kanunla belirlendiği haller ve kanuni karineler olarak sayılabilir. Doktrinde […]

Devamını Oku

DAVA DİLEKÇESİNİN İÇERİĞİNDE NELER BULUNMALIDIR?

Yazılı yargılama usulünün ne olduğu ve aşamalarına ilişkin bir önceki yazımızda açıklamalarda bulunmuştuk. (Bkz: …) Peki bir davanın açılması için öncelikli şart olan dava dilekçesinde olması gereken unsurlar nelerdir? Bahsedilen konu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. madde 1. fıkrasında “Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve […]

Devamını Oku

YETKİ İTİRAZI NASIL İLERİ SÜRÜLÜR?

Bir davaya hangi yerdeki hukuk mahkemesinin bakabileceğini düzenleyen bir hukuki müessese olan yetkiden bahsettiğimiz önceki açıklamalarımıza bu yazımızla devam etmekteyiz. Bugünkü yazımızın konusunu ise yetki itirazının ileri sürülüşü oluşturmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) yetki itirazın ileri sürülmesi başlıklı 19.maddesinde “(1) Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar […]

Devamını Oku

İSPAT YÜKÜ VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRILIK KRİTERİ – I

Fiili karine kavramıyla da ifade edilen hayatın olağan akışı kriteri, dayanağını yasal düzenlemelerden almayan, ancak pratikte ispat kurallarını sıkı sıkıya uygulamanın yargılamada özellikle delilleri değerlendirmek ve hüküm kurmak noktasında yol açtığı problemleri bertaraf etmek üzere, sınırları doktrin ve içtihatlarla belirlenen, ispat yükü dağılımına önemli birtakım etkileri olan bir kavramdır. Bu yazı serimizde, hayatın olağan akışı […]

Devamını Oku

TEKSİF İLKESİ

Teksif ilkesi, tarafların iddia ve savunmalarını yargılamanın uzamaması ve belirli bir düzen içinde devam ettirilmesi amacıyla, usul ekonomisine hizmet eder şekilde belirli bir usul kesitine kadar ileri sürebilmesi olarak tanımlanabilir. Medeni usul hukukumuza hakim ilkeler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“Kanun”) “Yargılamaya Hakim Olan İlkeler” başlıklı ikinci bölümünde düzenlenmiştir ve bu bölümde teksif ilkesine yer […]

Devamını Oku