KÖTÜNİYET TAZMİNATI NEDİR?

Kötüniyet tazminatı, iş güvencesinden yararlanmayan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından kötüniyetli olarak feshedilmesi halinde ortaya çıkan bir tazminat türüdür. Kötüniyet tazminatı, ihbar tazminatından bağımsızdır, dolayısıyla ihbar tazminatının ödenmesi kötüniyet tazminatının ödenmesine engel teşkil etmemektedir.

İş Kanunu madde 17/6’da kötüniyettazminatı:“İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir.” şeklinde açıklanmıştır.

Kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için gerekli olan bazı şartlar vardır. Bunlar yukarıda yaptığımız tanımdan da anlaşılacağı üzere; işçinin iş güvencesinden yararlanmaması, işçinin iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve işverenin iş sözleşmesini kötüniyetli olarak fesih etmesidir.İşçinin iş güvencesinden yararlanabilmesi için işçinin İş Kanunu kapsamında olması, çalıştığı işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışması,işçinin en az altı aylık kıdeminin olması, işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması ve işveren vekili konumunda olmaması gerekmektedir. Dolayısıyla saydığımız koşulların varlığı halinde işçi iş güvencesinden yararlanacağı için kötüniyet tazminatına hak kazanamayacaktır.

Kötüniyet kavramı için Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 1996/22900 Esas 1997/6115 Karar sayılı kararında vermiş olduğu “Kadın işçinin hamile olduğunu öğrenen işverenin işçinin hizmet akdini feshi kötüniyetini gösterir.” kararını sizlere örnek olarak sunmak isteriz.Kötüniyet tazminatı davasında ispat yükü işçidedir. İş sözleşmesinin işveren tarafından kötüniyetle feshedildiğine dair ispatı işçinin yapması gerekmektedir. İspat yükü hususunda:

“…İş Kanununda düzenlenen kötüniyet tazminatı Medeni Kanunun 2. maddesinin İş Kanununa bir aktarımı mahiyetindedir. Buna göre kötüniyet, hukuken tanınmış bir hakkın objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak kullanılması ve kullanılırken de karşı tarafın zarara maruz bırakılması olayıdır. İş sözleşmesinin kötüniyetle feshedildiğini iddia eden tarafın bu hususu delillerle kanıtlaması gerekir. Somut olayda davacı fesihte, işverenin kötüniyetli olduğunu kanıtlamış değildir.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2005/18877 E., 2006/960 K.)

“…Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17.11.1998 gün ve 1998/13146- 16343 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle delil ve belgelerden davacının ispatla yükümlü olduğu öne sürülen davalının kötüniyetinin kanıtlanmamasına; salt başka bir kişinin hizmete alınmasının kötüniyetin varlığını göstermeye yeterli sayılmayacağına göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenin Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 199/9-47 Esas, 1999/490 K.)

Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir