İNTİHAL NEDİR?

İntihal, bir eseri oluşturan kişinin başka bir eserin bir bölümünü kendi eserinde izinsiz kullanması ve asıl eseri (kaynağı) belirtmemesidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (“FSEK”) 71/1. maddesininilk üç bendinde intihal yasağı “Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek: 1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.  2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz. 3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Aşağıda konu ile ilgili Yargıtay kararı paylaşmaktayız.“…Davacı vekili, ilk olarak Romanya Bükreş Üniversitesi tarafından 2003 yılında basılan müvekkiline ait “I.L.B. (1878-1918)” adlı eserin, Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Mütercim-Tercümanlık Bölümü Bulgarca Anabilim Dalı Başkanı olan davalının “B.(B. B.D. S.S.)” adı altında kendi adına bastırdığını, davalı tarafından bastırılan kitap ile müvekkiline ait kitabın birebir aynı olduğunu, sadece 3,5 sayfalık bir Türkçe önsöz eklendiğini, müvekkile ait kitabın bazı yazar ve şairlerin resimleriyle zenginleştirilerek görsellik de sağlandığını, müvekkilinin eserini aynen kopyalayan davalının yayımladığı kitapta yazara ilişkin hiçbir bilgi ve referans verilmediğini, basılan kitap nüshalarının Türkiye’nin en büyük kütüphanelerinde alenileştirildiğini ve piyasaya sürüldüğünü ileri sürerek, davalının tecavüzünün ref’i ve men’ini ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsilini ve ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından davacıya ait eserin basılıp yayımlanmasının, davacının FSEK.nun 14, 15 ve 16′ maddelerinden kaynaklanan manevi haklarının ihlali sonucunu doğurdu, ihlal edilen hak sayısı, ihlal boyutu, yayıldığı coğrafya vs. gözetilerek ilk basım tarihinden itibaren faiz koşullarının oluştuğu ve hükmün ilanında davacının yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyizetmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2014/15484 E., 2015/11221 K.)

Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir