DİLENCİLİK SUÇU

Dilencilik suçu, Türk Ceza Kanunu’nun Genel Ahlaka Karşı Suçlar bölümünde madde 229’da “(1)Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.(3)Bu suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Madde “Dilencilik” başlığı altında düzenlenmiş ise de aslında suç olarak düzenlenen fiil dilencilik yaptırmaktır.Dilencilik yapmak ise Kabahatler Kanunu’nda hükme bağlanmıştır.

Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunanları dilencilikte araç olarak kullanılmasıyla söz konusu suç oluşmaktadır. Suçun üçüncü derece dahil kan veya hısımları ya da eş tarafında işlenilmesi hali ise cezayı yarı oranında arttırmaktadır. Bu fıkrayla ilgili bir Yargıtay kararı sunmak isteriz. “… Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, sanıkların 1. derece kan hısımları olan çocukları Kadir ve Kanber’i dilencilikte araç olarak kullanmak sureti ile atılı suçu işledikleri bu sebeple, 5237 sayılı TCK.nun 229/2. maddesi uyarınca cezalarının yarı oranında artırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi -Karar: 2012/46101)

Dikkat çekici bir ayrıntıya yer vermek gerekirse; çocuğuna trafik ışıklarında su sattıran ebeveynler kötü muamele suçunu işlemekten yargılanmaktayken, çocuğuna cami avlusunda gelen geçenden para isteten ebeveynler ise dilencilik suçundan yargılanacaklardır. Bahsettiğimiz bu hususla ilgili bir Yargıtay kararına yer verelim:“…Sanık hakkında dilencilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; 10 ve 11 yaşları içinde bulunan ve öz çocukları olan mağdurlara mendil sattıran sanığın eyleminin TCK.nın 232/1. maddesi kapsamında kötü muamele suçunu oluşturacağı ve bu suçtan mağdur sayısınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde tek hüküm kurulması, Eylemini TCK.nın 53/1-c maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştiren sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması, bozma nedenidir.” (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2014/10613 K.)

Suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olmadı ise cezayı bir kat oranında arttırmaktadır.

Suç şikayete tabi suçlar arasında yer almamaktadır. Ayrıca suç uzlaştırmaya tabi suçlar arasında da bulunmamaktadır.

Hukuk Desteği

iletisim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir